Peter Singer'in 'Animal Liberation' - Hayvan Özgürleşmesi adlı inceleme kitabı Ayrıntı Yayınlarından çıktı.
Devamlı eşitlik ve adalet kavramlarından bahseden insanoğlu, konu hayvanlara gelince nedense bu kavramları fazlalık olarak görüyor ve kendini savunamayan canlılara istediği gibi davranabileceğini düşünüyor...
Arka Kapaktan: 19. yüzyıldan bu yana tekrarlanan çok sayıda deneyde sayısız hayvanın ısıya tabi tutulduğunu ve bu deneyler sonucunda hayvanların sıcaktan fenalaşıp öldüğü dışında bir bilgiye ulaşılamadığını biliyor muydunuz? Dünyada her yıl milyonlarca hayvan, hiçbir somut fayda beklentisi olmadığı halde, buna benzer deneylerde ısıtılıyor, donduruluyor, zehirleniyor, aç bırakılıyor, parçalanıyor, depresyona sokuluyor, ruh hastası yapılıyor. Her yıl yaklaşık 50 milyar hayvan, eti için öldürülüyor. Bunların büyük bir kısmı "sınai hayvancılık" teknikleriyle yetiştiriliyor ve hayatlarının her saniyesinde acı çekip bazen hiç güneş ışığı görmeden ya da toprağa ayak basmadan öldürülüyorlar. Dünyanın her yerinde milyonlarca vejetaryen bunun bir zorunluluk olduğu iddiasını giderek daha da az ikna edici hale getiriyor. "Spor" amaçlı avcılıkta, kürk endüstrisinde, eğlence sektöründe ise hayvanlara acı çektirmek için herhangi bir gerekçe göstermeye bile gerek duyulmuyor. Sürekli ahlak, adalet ve eşitlik gibi kavramlardan söz ediyor, ama sıra hayvanlara gelince birdenbire apayrı bir ahlak anlayışına geçiyoruz. Bu anlayışın özeti şu: Güçlü olan haklıdır ve kendisini savunacak gücü olmayan bir varlığa canımızın istediği gibi davranabiliriz.
milo'nun söylediğine denk düşen bir bölüm aktarayım kitaptan
Aktivistler, Hayvan Özgürleşmesi hedefine doğru ilerlemek için çok çeşitli yollar denediler. Bazıları el ilanları dağıtarak ya da gazetelere mektuplar yazarak kamuoyunu bilgilendirmeye çalıştılar. Bazıları devlet görevlilerine ya da ülkelerinin parlamentolarında kendilerini temsil eden vekillere yönelik lobi faaliyetleri yürüttüler. Aktivist kuruluşlar, insanların önemsiz amaçları uğruna hayvanlara acı çektirilen bazı yerlerde protesto gösterileri düzenlediler. Birçoğu da bu yöntemlerle sağlanabilen yavaş ilerlemeden dolayı sabırsızlığa kapılıp acıya derhal son vermek üzere daha doğrudan eylemlere yöneldiler.
Hayvanların neler çektiklerinden haberdar olan bir kişinin bu sabırsızlığı anlamaması mümkün değil. Sürüp giden onca gaddarlığın karşısında sağa sola birkaç mektup yazmak insanın içini rahatlatmaya yetmiyor. Hayvanlara hemen yardım etmek zorundayız. Ama nasıl? (sayfa 26)
sonrasında yazar bu yöntemlerin etik ilkelerini de tartışıyor.
biz hayvan severler, eğer bu yazılanlara ve de gördüklerimize göz yummak istemiyorsak, elimize geçen her fırsatı değerlendirmek zorundayız. İster yasaları kullanarak, ister tepkimizi sert bir şekilde ifade ederk lütfen tepkisiz kalmayın.