Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Dolu Dolu Yaşayan 'Dokuz Canlı Edward'

Yaz tatilinde çok keyifli bir kedi kitabı okuma fırsatım oldu. Okumamış olanlara öneriyorum: Chrystine Brouillet'in Doğan Kitap tarafından Ali Cevat Akkoyunlu'nun çevirisiyle yayımlanan Dokuz Canlı Edward...

Çikolata renkli habeş kedisi Edward, dolu dolu 9 canını yaşamış bir kedi. 9. ve son canında gözü arkada gitmemek için hayatını, çok sevdiği sahibesi Delphine’in mutlu olmasına adıyor. Yakışıklı ama aptal erkekleri kendine layık bulan ve her seferinde ilişkisi hüsranla sonuçlanan Delphine, Paris’te yaşayan başarılı bir fotoğrafçıdır. Edward onun hayatındaki en yakın dostu, ailesi, sırdaşıdır. 3. hayatında bir ‘cadı’ ile yaşayan ve patisiyle dokunduğunda insanların duygularını okuyabilen Edward, Delphine’nin içten içe mutsuz olduğunu bilir.

Kitabın başlarında romana dahil olan insanlar nedeniyle insanın biraz kafası karışıyor. Çünkü Edward’ın hayatı oldukça karışık ve kalabalık. Hayata Mısır’da badem, zeytin ve çeşitli yağlardan makyaj malzemesi yapan Nefertari adlı bir Mısırlı kadının değerli kedisi olarak başlıyor. Edward bir kedi olarak en fazla baştacı yapıldığı bu dönemi neşeyle anıyor. Yüzünü kremlerken bir lokma da Edward’ın burnuna krem süren Nefertari’yi badem kokusuyla hatırlıyor.

Edward, ikinci hayatında bir şövalye ile Haçlı Seferlerine katılır. Hugues birader, seferlere giderken şans getirsin diye yanına aldığı kedisini zırhının içine saklayarak savaşırmış.

1600’lü yıllarda geçen üçüncü hayatında kadınlara gizlice özel otlardan yapılmış şuruplar vererek çocuk düşürten, sancıları azaltan, onları bitmek tükenmek bilmeyen gebelikten kurtaran ve bu yüzden adı cadıya çıkan Cahterine ile yaşar. Kocasından devamlı dayak yiyen ve sonunda kocası tarafından ihbar edilerek kalabalık önünde kedisiyle birlikte yakılan ‘cadı’ Catherine, Edward’ın kulağına tatlı sözler fısıldayarak onu sakinleştirir, mırıltılarına eşlik ederdi. Edward, hiçbir ölümünde bu kadar acı çektiğini hatırlamaz.

Ewdard, 4. hayatına bir gemide devam etti. Gemicilerden biri patisine koca bir kanca takıp onu boğmak isterken kurtarılarak Sebastien Morin tarafından tedavi edildi. Uzun bir birliktelikleri oldu ve Edward, onu ‘güzel aslanım’ diye seven,  tedavi eden ve geceleri onunla yatmasından hoşlanan bu dev adamın kokusunu bir daha hiç unutmadı. Diğer hayatlarında bile...

5. ve 6. hayatlarını Fransa’nın ünlü bir ailesinin başaşçısı Bay Leblanc’ın kedisi olarak enfes yemek artıklarını süpürerek ve yıldızları araştıran bir gökbilimcinin Halley’in geçişine tanık olmuş kedisi olarak yaşar. 

Edward’ın bir sonraki hayatı diğerlerine göre kısmen daha rahat geçti. İstanbul Galatasaray’da bir balıkçının kedisiydi. Mehmet, sabahın erken saatlerinde kalkar, buzhaneden balıkları alır, tezgahlara dizer, akşam arta kalanların kafa ve kuyruklarından bir ziyafet çekerdi kedisine. Edward, İstanbul sokaklarını, yokuşları, ezan seslerini ve en çok da balıkları özler..

8.hayatı cadı avından sonra yaşadığı en zor yıllar olur. Rachel, zenginlere şapka tasarlayan, genç yaşta dul kalmış bir yahudidir. Alman işgalinde bombardıman sırasında korkmasın diye Edward’ın kulaklarını tıkardı. Uzun yıllar kaçak hayatı yaşayan Rachel, Edward’ı bir an olsun yanından ayırmamıştı.

Edward, geçmiş hayatlarını hep kokularıyla hatırlar. Nefertari’yi badem kremleriyle, Catherine’i şifalı otlarıyla, Bay Leblanc’ı et kokusuyla, Sebastien’i biberli, hafif yanık kokusuyla, Mehmet’i balık kokusu ve Rachel’i kendine has kokusu ile... Delphine ise gül ve krema kokar. Büyük kedilerin küçük kediler gibi yalanmayıp neden hergün yıkandığını ve üzerlerine bu krema kokusunu yok eden başka kokular sıktığını anlamıyordu.

Edward, Delphine’i mutlu edebilmek için ona uygun bir koca aramaya karar verir. Önceki hayatlarındaki sahiplerini düşünür ve onu hayata döndüren sahibi  Sebastien’in Delphin için en uygun eş olduğu sonucuna varır. Peki ama yüzyıllar önce yaşamış Sebastien hala yaşıyor olabilir mi ve onu nasıl bulabilir? Edward geceleri olur olmadık saatlerde hastalanmaya başlar. Endişelenen Delphine, kendi veterineri geceleri kapalı olduğundan acil yardımı arar. Ve eve her seferinde farklı bir veteriner hekim gelir. Ancak gelenlerden ne yazık ki hiçbiri onu tedavi eden Sebastien’in kokusunu taşımaz. Edward, yediği iğnelerle kalır.

Bu arada Delphine yeni tanıştığı bir amerikalı ile yakınlaşırken aslında karanlık işlere bulaştığının farkına bile varmaz. Ama Edward hemen kokuyu alır ve amerikalının gerçek düşüncelerini patisiyle okur. Sahibesini uyarmak, dikkatini çekmek için evden kaçar, ilerlemiş yaşına rağmen ağaçların tepelerine çıkar, etrafı pisler.. Ewdard, sahibesini tehliklerden korumayı başarabilecek midir? Amerikalı’nın kucağına çıktığında hangi düşüncelerini okumuş ve ürkmüş olabilir? Cinayetle bitmesi muhtemel bir ilişkinin ardından hangi kirli bağlantılar çıkacaktır? Ve bütün bu kovalamacada Edward, Sebastien kokulu adamı bulabilecek midir?

Dokuz canlı Edward, Akif Pirinçci’nin Francis’i kadar dedektif ruhlu bir kedi olmasa da sahibesini tehlikenin beklediğini hissederek, kendince geçmiş hayatlarındaki engin tecrübelerini kullanarak onu kurtarmaya çalışan sadık bir kedidir.

Hayatlarından özellikle ikisi, Mısırda’ki ilk hayatı ve 1600lerdeki cadı avı, kedi tarihi açısından iki dönüm noktası. Bunun, ölüp ölüp tekrar yaşama hakkı olan bir kedinin hayat çizgisinde yer alması tesadüf olmasa gerek. Kedilerin Mısır kültüründeki yarı-tanrılaştırılan efsanevi mevkiinin rahatlığını yaşarken bir süre sonra başka hayatında Fransa’nın göbeğinde cadıya yardım eden şeytanın yardımcısı olarak yakılması, kedi tarihinde yaşanmış olaylardır. Sonraki hayatlarında bir aşçının yanı, balık tezgahlarının koruyucusu, gemide veba avcısı, ve nihayetinde günümüzde evlerde yaşayan değerli dostlarımız olarak yer alması ile bizi kısa bir kedi tarihi yolculuğuna çıkarıyor.

Kedim Minnoş’un daha önce yaşamış bir kedimin reenkarnesi olduğuna inanan biri olarak, bu kitabı okurken ayrı bir zevk aldım. Kitap boyunca Minnoş’un ve Kekik’in benimleyken kaçıncı hayatlarını yaşadıklarını düşündüm. Minnoş, coğrafi keşiflerin hat safhaya çıktığı dönemlerde bir denizcinin meraklı kedisi olabilirdi. Ya da yeni şeylere merakı, korkusuz cesareti, kıvır kıvır kıvırtması, sevecenliğiyle rönesans zamanında yaşamış tutkulu bir besteci olurdu. Kekik ise, laboratuarında sabah akşam çalışan, temkinli, biraz asosyal, sistematik bir bilimadamının kedisi idi herhalde. Ama her iki durumda 3. ya da 4. hayatlarını yaşıyor olmalarını isterdim. Hem hayata karşı daha tecrübeli olurlardı hem de önlerinde uzuuunn hayatlar olurdu. Hem böylece sakar kedim Minnoş, balkon demirlerinde dolaşırken içim daha bir rahat ederdi.

Biraz macera, biraz dedektiflik, biraz aşk romanı okumayı seviyorsanız 9 Canlı Edward’ ı şiddetle tavsiye ediyorum. İyi Okumalar :) 

Konuşankedi Elif

20.10.2003

    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (9 adet)

 

Yazan: katya

Tarih: 18 Kasım 2003

Saat: 14:41

Tamam teşekkürler... Hem bu kitabı hem de Düello yu en kısa zamanda alıcam:)


 

Yazan: Konusankedi

Tarih: 18 Kasım 2003

Saat: 14:19

akif pirinçcinin kitabının adı düello. ve o da francisin hikayesi. yaslılık hikayesi daha cok. tavsiye ederim:)


 

Yazan: katya

Tarih: 18 Kasım 2003

Saat: 13:40

Damlacım akif pirinçcinin 4. kitabı da Francis le mi alakalı? Ve adı ne?


 

Yazan: burku

Tarih: 26 Ekim 2003

Saat: 13:43

Bu kitabi geçenlerde gördüm almayı düşünüyorum.


 

Yazan: damlaozcan

Tarih: 21 Ekim 2003

Saat: 11:25

Bu arada Akif Pirinçci'nin kitapları 4 ledi :) Okumayanlar alıp mutlaka okusun.


 

Yazan: damlaozcan

Tarih: 21 Ekim 2003

Saat: 11:25

Akif Pirinç cinin son kitabını bitireyim ilk iş bu kitabı okumak olacak, aldım bile :)


 

Yazan: Aydın Bekoğlu

Tarih: 20 Ekim 2003

Saat: 17:08

Güzel bir kitap hakkında çok aydınlatıcı, güzel bir yazı olmuş. Bir eser hakkında böyle iyi bir inceleme yazısı görünce daha da bir zevkle okuyor insan. Teşekkürler. :)


 

Yazan: MISCHA

Tarih: 20 Ekim 2003

Saat: 16:29

Güzel bir kitap anlaşılan. Okumak lazım.:))


 

Yazan: atreju

Tarih: 20 Ekim 2003

Saat: 16:00

Teşekkürler Elif,bende uzun zamandır zevkle okuyacağım bir kitap arıyordum. Benim kedilerim umarım benimle beraber 1. hayatlarını yaşıyorlardır ki daha yaşayacak çok hayatları olsun..

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  Ceeda - Hayriye Sayar Z...
  caktu - Hazal Düzel'in ...
  butterflykisses - Fisun...
  butterflykisses - Deniz...
  deyan - Siyam Kedisi
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.