Hiç hazzetmiyorum şu misafirlerden. Tam ablamın yastığına uzanıvermiş, günün 7. uykusuna dalmışım, zorrrrrr diye kapı çalınıyor. Kendimi anında yatağın altına atıyorum. Halbuki kardeşim öyle mi? O hemen gidip sırnaşıyor elalemin insanlarıyla. Seyrediyorum onu bir köşeden. Daha misafirler oturup yerleşmeden bu sehpaların üstünde, onlardan ilgi bekliyor. Bembeyaz karnını mıncıklatıyor.
Ben gelemem öyle laubaliliğe, ilk önce gidip saatlerce üstlerini, başlarını çantalarını koklamam lazım. Bizim evden önce nereye gitmişler, gittikleri yerlerde başka kediler, köpekler var mıymış, hepsini öğrenmem lazım. Sonra yavvaaaş yavaş yanlarına sokulup kendimi tanıtmam gerek. Öyle aceleye gelecek iş değil bu. Zaten ben onlara alışana kadar gitmeye karar veriyorlar.
O kadar koklama, telaş, heyecan boşuna gidiyor. Tekrar yatağa dönmeye karar veriyorum ki, kardeşim yerimi kapmış. O evimizin Alfa kedisi olduğunu zannediyor. Halbuki ben izin vermesem alfa, beta, hiçbirsey olamaz kimse. Ben iyisi mi gidip abime miyavliiim.
Beni kucaklayıp bilgisayarının yanına koyuyor. Saatlerce göbeğimi, kulaklarımı, bıyıklarımı kaşıttırıyorum. Ooohhh hayat bu işte. Birazdan yemek zamanı. Bana kalsa sürekli yemek yerim ama birkaç aydır ablamla abim ısrarla yemeklerimizi azaltıyorlar. Günde sadece ve sadece 3 defa mama yiyoruz.
Kız kardeşim bunun altında kalır mı, mama zamanı gelmeden 2 saat önce mız mızlanlaya, söylenmeye başlıyor. O çok geveze zaten. Bazen ablamla saatlerce karşılıklı miyavlarlar. Aralarındaki bu diyalogu çözebilmiş değilim. Zaten benim abime benzediğimi söylerler. İkimiz de yemeklerde biftek ve kızarmış tavuk tercih eden, nerede olsa uyuyabilen, temizliğe fazla özen göstermeyen, sessiz, sakin, kapkara tüy yumaklarıyız. Dedim ya, ben yapı olarak fazla girişken değilim. O kadar dil dökeceğime mutfağa yakın stratejik bir yerde konuşlanmayı tercih ediyorum. Mutfağa yaklaşan biri olursa hooop ayaklarının önüne çıkıyorum. En üzgün surat ifademi takınıp, "açlıktan mahvolmuş kedi" taklidi yapıp, vicdan azabı çektirmeye çalışıyorum.
Veee ikimizin bu ortak çalışması sonunda dayanamayıp mamamızı veriyorlar. Yemekten sonraki uykum en zevklisi. Mayışıyorum yatağa. Bunu firsat bilen abimle ablam hemen öpüp okşamaya başlıyorlar. O kadar uyku mahmuruyum ki, karşı koymakta zorlanıyorum. Bunu gören kardeşim kıskançlıktan çatlamış vaziyette atlıyor yatağa. Hadiii, başladı yine karşılıklı miyavlama faslı. Tatlı tatlı uyku bastırıyor. Umarım bu seferde kapının ziliyle uyanmam. Hiç hazzetmiyorum ben misafirlerden. Uykuya dalıyorum, rüyamda minik sincapları kovalıyorum.
merhaba... biraz geç farkettim ama sonunda farkettim ya.. bu yeter..internette arama yaparken farkettim..
bu resimdeki siyah kedinin aynısı bende de var.. adı alex.. adlarını belirtmemişsin ama belki de bizimkiler akraba:)).. uzun tüylü siyah ve kocaman.. kısırlaştıktan sonra kocaman oldu.. ilginç tesadüf bu kadar da değil.. benim de adım didem..
çok güzel bir hikaye .. hepimizin kedilerinin ortak derdi zil sesi ve misafirlerin gelişi .. size kedilerinizle uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyorum ..
Hayatımda okudugum en içten en keyifli en güzel yazıydı diyebilirim.. Tamm benlik bir yazı olmuş bu.. Ellerinize sağlık en kısa zamanda yenileriyle karşılasmak umuduyla.. bu arada o bızdıkları da opuyorum kocaman kocaman :)))
Yazınızı okurken sanki kendi kedilerimin hikayesini dinliyormuşum gibi oldu.Benimde biri tamamen siyah biri de tekir iki kedim var.Tekir misafirlere karşı ne kadar sokulgansa siyahta o kadar soğuk davranır, kendini naza çeker.Bize gelenler bazen kedileri merak ettiklerinde sadece tekirle yetinmek zorunda kalırlar.Siyah kardeşinin üzerinde tam bir hakimiyet kurmuş durumda.Eğer yerinde tekir oturuyorsa hemen onu oradan defeder.Sizin kedilerinizde sanırım öyle değil mi?
Çok güzel olmuş yazınız, zevkle okudum. Kedileriniz de gerçekten harika. Hepsinin kendine özgü tarzları var, hepsi ayrı birer kişilik değil mi? Zaten onları diğer hayvanladan daha özel ve güzel kılan şey de bu.
Bizim evde de Prenses hanım ve Pamuk bey arasındaki diyaloglar ve onların özgün kişilikleri hemen hemen aynı. ))
Bu yazıyı kimin yazdığını merak ettim.
Güzel olmuş, ellere sağlık.