|
Kuzguncuk'a yolu düşenler sokakta yaşayan ve hallerinden memnun görünen kedi ve köpekleri fark etmiştir. Dükkanların önünde, çınarların altında, sahilde, yokuşbaşlarında... Sokak hayvanlarını seven ve onlara bakan Kuzguncuklulardan Harmony Sanat Galerisinin sahibi Nedret Erençin ile görüştük. Nedret Hanım'ın evinde bir kedisi, sanat galerisinin bahçesinde birkaç kedisi var. 1999 baharında, birçok ressam, heykeltraş ve seramik sanatçısının katıldığı ve konusu kedi olan bir sergi açmıştı. Siz hem kedi hem köpek sahibisiniz. Kedi ve köpek arasındaki sevgi farkını nasıl tanımlarsınız? Bizim eve ilk olarak kedi geldi. Ve ev onun oldu. Köpek gelince onu çok zor benimsedi. Hatta tam olarak benimseyemedi. Evi ikiye böldük. Üst katta kedi, alt katta köpek kalıyordu. Onlar zamanla kendi aralarında anlaşmaya vardılar. Kimse kimsenin katına inip çıkmıyordu. Kedi ve köpek aynı yerde yaşayacaksa, önce köpek ardından yavru kedi alınırmış. Köpek mekandan çok insana bağlı olduğu için başka bir canlıyı daha rahat kabullenebiliyor. Ama kedi mekanını paylaşmak istemediği için köpeği kabullenemedi. Biz burda hata yaptık ve onları hiç bir zaman dost yapamadık. Bir dahaki sefer önce köpek sonra yavru kedi alacağım. Ev ikiye bölündüğü için durum iyi olmadı. Üst kata kediye çıkarken, Gelin gözlerimin içine bakardı ve üzülürdü. Kediyse hırçınlaşırdı. Kedim şimdi 17 yaşında ve köpeğimiz Gelin'i kaybettik. Ev yine kedinin oldu. Peki, kediye bakmak nasıl, köpeğe bakmak nasıl? Bana kediye bakmak daha kolay ve huzurlu geliyor. Kedinin ihtiyaçlarını sağladıktan sonra sana ihtiyacı kalmıyor ve kendi başının çaresine bakabiliyor. Sen ona uyuyorsun. Herşeyin ayarını o zaten yapıyor. Köpekteyse, tıpkı küçük bir çocuğun varmış gibi.. tüm hayatını onunla paylaşmak zorundasın. Bir yere giderken onu yalnız bırakınca gözlerinin içine öyle bir anlamlı bakıyor ki, için eriyor. Kuzguncuktaki mobilya mağazanızın önünde hep sokak kedileri var. Hayvanlara duyduğunuz bu ilgi nasıl doğdu? Hep vardı. Ben 2 yaşlarında doğru dürüst yürüyemezken, bir kediyi karnından kavramışım, öyle bir resmim var. Bu tamamen içten gelen birşey. Kedi ve köpeklerle evcilik oynardım ben.
|
Siz bir Kuzguncuk'lu olarak burdaki halkın sokak hayvanlarına yaklaşımını nasıl görüyorsunuz? Kuzguncuk, birçok yere göre çok daha hayvansever bir yer. Mahallede esnafın köpekleri vardı, kazada öldüler. Tüm mahalle yasa girdi. Burada hayvanlara bakış açısı farklı. Belediye zehirlemesi de görülmez burada. Yukarı mahalleden bir uyuz köpek gelmişti, eczacı bey tedavi etti onu, kurtuldu. Esnaf, dükkanının önüne su kabı ve mama koyar sokak hayvanları gelip yesin diye. Kuzguncuk o anlmada misafirhane gibidir. Harmony'nin bahçesinde de bir sürü kedi vardır. Keza Çınaraltı'nda çok güzel kediler bulunur ve onlara hemen talip çıkar. Sokak köpeklerinin de esnafla arası iyidir. Kediler yemek zamanı dükkanların önünde miyavlarlar, köpekler de dükkanlara girmeden kafalarını içeri sokarlar. Hayvanlara bu kadar değer verilen bir mahallede kedi köpek anılarınız da vardır.. Evet, bolca var. Mesela, Duman diye bir kedimiz vardı burda. Çok becerikli ve çalışkan bir kediydi. Yemeğini taştan çıkarırdı deyim yerindeyse. Hududu genişti. Çiftleşme zamanı buraları ziyaret ederdi. Kedileri takip eden biri olarak, Duman çok farklı gelirdi bana. Hiç bir zaman kimseden yemek isterken ya da kapı önlerinde görmedik. Eczacı komşumun ameliyatlı bir kedisi var. O mesela, dükkanları ziyaret etmeye bayılır. Gelince kapıda mavmavlar, içeri alırsınız, gider bir köşede oturur, sonra gider. Siz Harmony Sanat Galerisi'nde 1999 tarihinde bir kedi sergisi açtınız. Ressam, heykeltraş, seramikçi birçok sanatçının katıldığı ve sırf kedinin işlendiği bir sergi. Bu fikir nasıl oluştu? "Kedi"lerimiz adlı karma sergiyi, 9-28 Mayıs 1999 tarihleri arasında yaptık. Harmony Sanat Galerisi, her sanat dalında kedi konulu "Bahara Merhaba" demeye çağırıyor başlıklı ortak bir çağrı çıkardım. Ve birçok sanatçıya gönderdim. Büyük ölçüde katılım oldu. Katılanlar arasında Nükhet Aksoy, Şevket Akbulut, Ulrike Böhmer, Naile Cimit, Bedia Çolak, Artin Demirci, Dilek Demirci, Cansen Ercan, Can Erçin, Galip Ersü, Mustafa Elveren, Monica Fritz, Ayla Gökdemir, Umut Germeç, Ursula Solterman katipoğlu, Yusuf Katipoğlu, Alev Ermiş Mavitan, Bihrat Mavitan, Biles öcal, Osman Özcan, Tayfur Sanlıman, Ümit Yegül, Neriman Yeşilkaya, Cengiz yüzsever ve Nilhan Sesalan Yüzsever bulunuyordu. Kedi insan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kedi çok değişik karaktere sahip bir hayvan. Kedi diyince genel olarak belli başlı özelliklerini toplarsınız ama detaylı olarak ele alınca kediler insan gibidir. Her kedinin farklı karakter yapısı olduğunu görüyorsunuz. Kediyle ilişkiye gelince, akşam eve gittiğimde sürtünüp bana ilgi göstermesi beni çok mutlu ediyor. Kedigen olarak her ay bir konuyu tartışma konusu olarak ele alıyoruz. Bu ayki konumuz kısırlaştırma. Siz kısırlaştırma hakkında ne düşünüyorsunuz? Sokak kedileri, dışardaki zor şartlardan dolayı uzun ve rahat yaşayamıyorlar. Ben bundan çok üzüntü duyuyorum. Bu oranı azaltmak için kısırlaştırmak en iyi çözüm bence. Sokakta sefil olup çoğalmalarındansa, kısırlaştırılmalarından yanayım. Son olarak birşey eklemek istiyorum. Çağımız insanların yalnızlıklarını hissetkileri birn çağ. Yaşam koşullarının zorlaştığı ve giderek yalnızlaştığımızı farkına vardığımız bir çağ. Hayvanlar bu anlamda birer kurtarıcı. Bunun bilincine varmak ve bu avantajı kullanmak lazım. Çünkü bireyselleştikçe yalnızlığımızı paylaşacak bir canlıya ihtiyaç duyacağız. 15.08.2002
|