Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Pako'ya Mektuplar Kedigen'e Konuk Oldu

Bekir Coşkun’un köpeği Pako, hem Hürriyet gazetesindeki köşesinden hayvanseverlere ulaşıyor hem de TRT 1 kanalında yayınlanan Pako’ya Mektuplar programı ile. Sokaklarda yaşamak zorunda kalan kedi kardeşlerimizin, köpek dostlarımızın mücadelelerini anlatan, çevre konulara ilgisiz kalmayan, hayvanseverlerin sesini duyuran bu programın yıl sonunda biteceği iletildi. Biz de bu nedenle Pako’nun daha uzun ömürlü olması için Kedigen.com ve HavHav.com’da Pako’ya Mektuplara Destek Kampanyası başlattık.

Pako'ya Mektuplar ekibi geçen hafta Beykoz barınağına yaptığımız ziyarette bize katılmış ve Kedigen'i programlarına konuk etmişlerdi. Biz de iade-i ziyaret yaparak
Pako’ya Mektuplar'ın senarist ve yönetmeni Erol Onur'la mırrlaştık.

Pako'nun TV taşınmasının öyküsü nedir?
Yaklaşık yedi yıl önce Andree (Bekir Coşkun’un eşi, programımızın diğer yönetmeni) hayvanlarla ilgili bir  program yapalım fikrini ortaya attı. Ama uzun süre (Bekir Coşkun’un onayı, Andree’nin yoğunluğu, benim başka projelerde çalışıyor olmam vs.) proje haline getirip, TV kanalları ile görüşemedik. Son iki yılda proje hazırlandı ve çeşitli özel kanallarla görüşüldü. Özel kanallar önce ilgilenseler de, reyting kaygıları ve sponsor bulunamaması  nedeniyle bir türlü evet diyemediler. (Ama projenin ilk halinin bir versiyonu (!) bir özel kanalda yayınlanıyor) Sonra TRT’ye götürdük projeyi. Çocuk ve Gençlik Programları Müdürü Gülseren Çarkacı ve yapımcı Sevgi Kartarı destek oldular. TRT Yönetimi 13 program için projeyi kabul etti ve uzun bir hazırlık döneminden sonra 5 Ekim 2003 tarihinde yayına başladık.

Bekir-Andree Coşkun ve köpekleri



Çevre ve hayvan bilinci oluşturmada sizce Pako karakterinin yeri nedir?
Pako, Bekir ve Andree Coşkun’un köpeklerinden birinin adı. Şimdi Pako denilince çevre ve hayvan duyarlılığı geliyor herkesin aklına. Bekir Coşkun bir şeyleri anlatabilmek, çevre ve hayvanlara dikkat çekebilmek için  Pako’ya mektuplar yazmaya başladı. Bu her ne kadar gazetede yayınlansa da aslında bir iç serzeniş ya da “ben bunları yazıyorum ama biliyorum ki hiç kimsenin umurunda olmayacak” kaygısıydı bence. Pako’ya Mektuplar’ın ilk yazılarından biri “Badi’yi vurmasınlar” idi. O zaman Bekir Coşkun gazete yönetiminden çok tepki bile aldı ama okuyuculardan inanılmaz bir destek geldi yazıya. Yazıda bir ayının arı kovanlarına verdiği zarar ve arıcıların onu öldürecekleri anlatılıyordu. Ve orman Bakanlığı Badi’nin arıcılara verdiği zararları karşılayarak Badi’nin öldürülmesini engelledi.) Ama birileri umursadı ve Pako’ya Mektuplar köşesi içinde biraz çevre ve hayvan duyarlılığı olan tüm insanların ilgisini çekti. Pako artık bir simge. İçinde doğa ve hayvan duyarlılığı taşıyan herkes için bir simge. Kimi zaman statükocu, en azından mevcut durumun (doğa konusunda) korunmasından yana,  kimi zaman yeni bir dünya düzeni isteyen hayvan haklarının olduğu yeni bir dünya bir devrimci. Ama o bir simge.

Pako'ya Mektuplar Ekibi

Programa gelen tepkiler nasıl?
Programa tepkiler çok yoğun ve umut verici. Bekir Coşkun çok tebrik alıyor. Beni tanıyanlar yolda durdurup tebrik ediyorlar. Program yayına başlarken reytinglere gireceğini düşünemiyorduk bile. Ama kimi zaman en çok izlenen ilk otuz programdan biri oldu. TRT’de milli maçlar haricinde en fazla mail bizim programa geldi. Biz biraz tepkisiz bir toplum olduğumuz için izleyiciden fazla destek gelmiyordu. Son zamanlarda HavHav.com, Kedigen.com ve Sokaktaki Melekler grubu programa destek oldu ve tebrik mesajları yoğunlaştı.

İzleyicilerin bir kısmı “program boyunca ağladıklarını” söylüyorlar ve komik bölümlerin yer almasını istiyorlar. Bunda haklılar ama konularımız dramlarını içinde taşıyor zaten ve Türkiye’de hayvan konusunda lay lay lom yapacak bir atmosfer yok. Bütün konular dram, doğa insanların insafına terk edilmiş ve (bir kaçı dışında) tüm hayvanlar hüzünlü.

Programın konularını nasıl belirliyorsunuz?
Programın konuları değilse de bölüm başlıkları (Pet besleyen ünlü, barınaklar, hayvan öyküsü, çevre vs.) proje hazırlanırken belirlenmişti. Ondan sonra sıra senaryo yazılmasına gelince her şey değişti. Bekir Coşkun işlenmesini istediği konuları söylüyor, Andree ya da yapımcımız Sevgi Hanım konular öneriyor, internet taranıyor. Birkaç gün düşünüyorum gelecek programda şunları şunları işleyelim diye ondan sonra bilgisayarın başına oturunca ilk kelimeler bambaşka konulara götürüyor. Bazen dramatik bir cümle bazen bir şarkı senaryonun ana motifi olabiliyor. Ekip belirlenmiş bir konuyu beklerken bambaşka bir senaryo ile karşılaşabiliyor ve panik başlıyor ve sabahlama günleri başlıyor. TRT’de en fazla sabahlama rekoru bizde sanırım. İlk başlarda çok kısır bir konu ile karşı karşıya olduğumu sanıyordum ama o kadar çok açılımı var ki… İlk senaryoyu yazarken on üç tane senaryoyu nasıl yazacağım diye kabuslar görürken, şimdi on üç, yirmi altı senaryonun rahatça çıkabileceğini gördüm. Ki yazıp kullanmadığım bölümler on üç bölüm tutar zaten. 

Beykoz Barınağı Çekimlerinden...


Pako'ya Mektuplar'ın mutfağında kimler var. Kaç kişilik bir ekip çalışıyor?
Aslında daha kalabalık bir ekip olmamız gerekiyor ama az kişiyiz. Bekir Coşkun bir öyküsünü ve ismini veriyor programa. Programın yapımcısı Sevgi Kartarı, Yönetmenler Andree ve ben, Yapım-yönetim yardımcıları Hande Aktürk ve Levent Gürel. Programın kurgucusu ise Yusuf Şen. Programın bütçesi Sevgi Hanım’ın üzerinde ve tüm şartları zorlayıp kamera ve montaj buluyor bize. Programın yönetime-denetime sunulması, savunulması ona ait. Andree, Bekir Coşkun öykülerini ve zaman, zaman çeşitli ilginç hayvanları çekiyor. Hande ve Levent tüm yazışmaları yapıyor, arşiv tarıyor, çekimlere geliyor ve montaja giriyorlar. Yusuf sabahlara kadar gelen malzemeyi tarayıp en iyi kurguyu yakalamaya çalışıyor. Kameramanımız ilk başlarda (Erol Yazıcı) fixti, sonra bu dağınıklığa dayanamayıp ayrıldı. Kimsenin özel hayatı falan kalmadı zaten. Çalışıyoruz, gidip uyuyoruz sabahlamadığımız zamanlarda sonra tekrar gelip çalışıyoruz.

Sokak hayvanlarıyla çekim yaparken nasıl zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Programın hazırlık aşamaları nasıl gerçekleşiyor?
“Programın hazırlık aşamaları” diye bir şey var tabi ama asla uygulanamıyor. Hayvanları çekiyorsanız hazırlık gibi bir şey olamıyor. En azından kafanızdaki plan olamıyor. Senaryoyu yazarken “kediyi şöyle bir yere koyarız onun arkasından şunu çekeriz” gibi bir şey düşünüyorum sonra çekime gidince gerçekleştirmeye çalışıyorum. Her şeyi hazırlıyoruz ama kedi orada durmak istemiyor. Mamalar, oyunlar falan hiçbir şey umurunda olmuyor, onun durmak istediği yer başka. Onun istediği yerde bize uymuyor! Çok sakin bir kedi bir anda hiperaktif olabiliyor yada tersi. Andree bir çekimde ayıya bal verdi. Ayı balı yavrusu ile paylaşacak O’da çekecek… Ayı oturup bütün balı yedi!

Beykoz Barınağı Çekimlerinden...


Bazen eğitimli köpeklerle çalışıyoruz o zaman daha kolay oluyor. “Beyaz Sevgi” isimli öyküde ağlayan köpek vardı ve o köpek çekimde gerçekten ağladı. Çünkü eğitmeni ağlamasını istedi… Hemen tüm hayvanlar kamerayı ve yabancı kişileri karşılarında görünce korkuyorlar ve saklanacak bir yerler arıyorlar.

Pako'ya Mektuplar ne kadar daha sürecek?
TRT ile anlaşma 13 bölüm. Yani 28 aralıkta bitiyor program. Devam edip etmemesi TRT Yönetiminin kararına bağlı. Bize devam etmeyeceği iletildi. Onun için biz de ocak ayına yönelik bir program çekmiyoruz. Program TRT İNT kanalında yeniden yayınlanmaya başladı (cumartesi 11.30) TRT 2’de de yakında başlayacak. Yayın saatinden ötürü çok tepki aldık. Özellikle İstanbul’dakiler hiç izleyemediklerinden yakınıyordu. Onun için TRT 2 de gece 23.00 civarında tekrar edilecek. Günü belli değil.

Peki, sizin bir kediniz, köpeğiniz var mı?
Benim iki kedim var. Birini 1990’da bir arkadaşım bakamayacağını söyleyerek getirdi. O günden beri bizimle birlikte. Kısırlaştırmadan önce bir kere doğursun dedik. Sezaryanla bir tane doğurdu ve iki kedim oldu. Kedi ve Bücür. Bazen yalıyorlar birbirlerini bazen hırlaşıyorlar ama genelde iyi geçiniyorlardı. Şimdi anne çok hasta, veterinerler yapacak bir şey kalmadığını söylediler ve küçük ona yaşam şansı tanımıyor evde. Çok sakin ve sevgi dolu bir kedi olan Bücür annesini her gördüğünde üzerine saldırıyor. Her yanını parçalıyor. Anneyi sıkılmasın diye mecburen her gün değişik bir odaya kilitliyoruz. Kilitlemezsek açıyor çünkü kapıları. Bir yandan da etme bulma dünyası diye düşünmüyor değiliz hani. Çünkü anne de en güzel yerde ben yatacağım, en güzel mamayı ben yiyeceğim diyerek az eziyet etmemişti Bücür’e!

Beykoz Barınağı Çekimlerinden...


Bu program sokak hayvanlarına bakış açınızda bir değişiklik yarattı mı?
Programın bana çok şey kattığını söyleyemeyeceğim çünkü zaten küçük yaşlardan beri hep kedi-köpeğimiz oldu ve hemen tüm hayvanlarla çok iyi anlaşıyordum. Ama çok daha fazla bilgi edindim hayvanlar konusunda. Bir de etraftaki doğa ve hayvan severleri görünce bir şeyler yapılabileceği konusundaki umutlarım arttı. İzleyicilerden aldığımız maillerde bu değişim var. Hiç hayvan beslemeyi düşünmeyen kişiler bizim programdan sonra kedi-köpek almışlar evlerine. Bizim programda çalışan herkesin, Sevgi hanım hariç, kedisi-köpeği var zaten. Program asistanı Hande köpeklerin yanına yaklaşamıyordu ve ilk çekime gittiği yer Yedikule Hayvan barınağı oldu. Köpeğe yaklaşamayan biri ve etrafında yüzlerce köpek… Ruhunu teslim ediyordu o gün. Ama şimdi tüm köpeklerin, en irilerinin bile başını okşayabiliyor. Ev sakinlerini ikna ederek bir de kedi aldı evine.

Programın ilerleyen bölümlerinde bizi bekleyen sürprizler var mı?
Programın sürprizleri yok çünkü maalesef program yok artık. Eğer devam ederse, ileri bir tarihte tabi ki yepyeni bölümler olacak. Özellikle izleyicilerin çok istediği mizaha biraz daha ağırlık verilmesi düşünülebilir. Zaten programın belirli formatı var gibi gözükse de aslında yok. Her program kendi içinde bir ilk gibi. Her program birbirinden bağımsız ve değişik.

Beykoz Barınağı Çekimlerinden Müzeyyen Senar


Siz Pako’ya Mektuplarda sadece sokak hayvanlarına değil, çevre konularına da yer veriyorsunuz. Çevre sorunlarını yaratan da hayvanların hayatını çoğunlukla zorlaştıran da insanlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kendini üstün ırk olarak gören insanoğlunun, canlıları ve doğayı kendi emrine verilmiş oyuncaklar gibi görmese her şey daha güzel olacak.
Doğada her canlının ve her bitkinin bir misyonu olduğuna inanıyorum. Şimdi görüldüğü yerde öldürülen hamam böceklerinin kansere iyi geldiği gibi bir tez atılsa ortaya ve ispatlansa… Bir düşünün ortalığı! Herkes elinde kavanoz hamam böceği peşinde, nadide türleri binlerce dolara alıcı buluyor ve hamam böceği üretme çiftlikleri kuruluyor !!! Böcek ilacı üreticileri iflas ediyor ve insanlık suçu ile yargılanıyorlar!
Neden? Çünkü hamam böcekleri insanoğlunun işine yaramaya başladı!!!Buna ne gerek var ki?
Bir kedi insanoğlunun hiçbir işine yaramayabilir ama o sıcaklığı ve sevgiyi başka hiçbir yerde bulamayabilirsiniz. Bir köpek sizi korumak için kendini feda edebilir. Bunu da hiçbir arkadaşınızda bulamazsınız. Yaşayabilmek için oksijene ve onu üreten ormanlara ihtiyacı olan, ama ormanları bile yok eden bir insanoğlu…
Siz hiç gücünü gösterebilmek için kendi cinsinden binlercesini öldüren bir aslan gördünüz mü? Yada daha iyi kokabilmek için yaşadığı çevreyi kirleten yok eden bir tavşan? Yalan söyleyen bir devekuşu? Sadece hırsını tatmin için bütün ormana el koyan bir ayı? Ev yapmak için ağaç kesen bir maymun? Ama bütün bunları insanlar yapıyor. Daha zeki, daha akıllı, daha gelişmiş, çok gelişmiş üstün ırk…

Bu söyleşi için Erol Onur'a teşekkür ederiz.

Pako'ya Mektuplar'a Destek Kampanyasına katılmak için tıklayın...

Katılanların listesini görmek için tıklayın...

24.12.2003

  İlgili Başlıklar
Hayvanseverler İzmit Fuar Kedi Evi için ayakta
1000 Aydının Sevgi Deklarasyonu ve Peter Singer Konferansı
Barınaktaki hayvanlar arkanızdan nasıl bakarlar...
Pako Evimizin Büyük Oğluydu
Hayvanseverlerin Pako'su Öldü
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (4 adet)

 

Yazan: baretta

Tarih: 03 Ocak 2004

Saat: 20:54

çok güzel duygusal bir dizi her seferinde gözlerim dolarak izliyorum içimde çok büyük bir hayvan sevgisi taşıyorum bu yüzden olsa gerek insanlara hayvan sevgisini aşılayan çok değerli bir yapım tebrik ederim yapımcılarını canı gönülden


 

Yazan: SELDA-ÖYKÜ

Tarih: 27 Aralık 2003

Saat: 13:39

Ben hafta sonlarıçalıştığım için hiç seyredemedim programı.
Ama TRT 2 de 4 ocaktan itibaren geç vakitte yayınlanacağını öğrenince çok sevindim.Artık seyeredebileceğim.
Umarım kampanyamız işe yarar ve program daha uzun süre yayınlanır.
Tüm Pako'ya Mektuplar ekibine ve hayvanseverlere sevgiler,tebrikler


 

Yazan: atreju

Tarih: 25 Aralık 2003

Saat: 09:34

Her zamanki gibi bize söyleyecek pek bir şey bırakmamış Erol Bey. Her şey apaçık ortada zaten. Bence türkiye böyle oldukça 126 bölüm için bile malzeme bulunabilir, acı ama gerçek. Kolay gelsin.


 

Yazan: Aydın Bekoğlu

Tarih: 24 Aralık 2003

Saat: 14:43

Çok güzel bir söyleşi olmuş. :) Hep izleyip destekleyen biri olarak dileğim Erol Bey'in sürekli böyle programlar yapabilmesidir. 7/24 her zaman! Ne zaman ki böyle programlar beyinsiz yarışma programlarının yerine geçer, o zaman özellikle çocukların da gelişimi güçlendirilmiş olur. Böylece hödö-mon izleyip ağaca uçan kafa atan çocuk, ya da kedileri çatalla kovalayan mutant çocuk yerine çevreyi seven çocuk örneği yaratılmış olur. İyi çalışmalar dilerim. :)

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  kedilideli - Zeynep Tur...
  olcayelis - Özge Öcoloğ...
  olcayelis - Esin Özbek'...
  olcayelis - Yelis Olca'...
  çıtır-çiko - Çiğdem TT'...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.