Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Sen Bir Bidonsun, Ne Kadar Doldursak...

Süper Kedi Bidon'un yaratıcısı Köşegen yazarımız Aydın Can Bekoğlu, hayatının kedisi Sakız'ı ilk gördüğünde çarpıldı. Onun için Bidon, hayali bir kahramandı ama Sakız gerçek bir kahraman... Biraz çekimser olmakla birlikte Sakız'ı sahiplendi ve 3 aydır birlikte mutlu mesut yaşıyorlar. Aynı zamanda bir müzisyen olan yazarımız Sakız'ına besteler yapıyor ve hakkında hikayeler yazıyor. Bu arada boş durmayan Sakız Hanım da masaüstü kedileri ve e-kartlar için özel pozlar veriyor. :) 

Konuşankedi, Köşegen yazarımız Aydın Can Bekoğlu ile mırıl mırıl mırrlaştı.






Önce kendini biraz tanıtır mısın?
Doğma büyüme İstanbul’luyum. Göztepe semtinde oturuyorum. İngilizce öğretmeniyim ve müzikle uğraşıyorum, beste yapıyorum.

Sakız nasıl hayatına girdi?
Sen bunu beni bu konuda patileyen Editör’üm olarak gayet iyi biliyorsun :) Ama ben herkesle paylaşmak isterim.

Sakız mı benim hayatıma girdi, ben mi onun hayatının bir parçası oldum bilemiyorum ama herşey – tüm benzer hikayelerde olduğu gibi – çok çabuk gelişti. Zaten çocukluğumdan beri çok kedi bakmak istiyordum, bir türlü fırsatım olmamıştı bir tane evlat edinmeye. Belki de sokakta çok kedi beslediğim için alışmıştım. Küçük bir çocuktum, sonra liseli bir yeni yetme oldum, sonra üniversiteli. Zaman geçti ama beni hep civardakiler sokaktaki kedi-köpeklere özel hazırlanmış mama götürürken görüyorlardı.

Oldukça sıcak bir gün işten evime dönüyordum, kendi sokağıma gelmiştim. Bahçeli bir apartmanın önünden geçerken üç tane değişik vıyıldama sesi duydum. Burada vıyıldama diyorum, siz “miyaklama”, ”miyuvlama” şeklinde istediğiniz yansıma sesi hayal edebilirsiniz. Bu sesler beni çok etkiledi; hangi kediseveri etkilemez? Bir döndüm baktım ki çok güzel prenses gibi bir kedinin 3 yavrusu olmuş, ve bu yavrulara yüksek giriş katındaki balkonda besliyor. Bu cadalozlar o zaman çok küçüktü, gözleri masmaviydi. Uzun süre baktım onlara. Daha sonra derin bir iç çekerek evime döndüm. Anneme durumu anlattım; daha doğrusu anneme bir süre heyecandan saçmaladım. Bir süre sonra annem alacaksam büyümeden almam gerektiğini söyledi. HEY!

Bilgisayarın başına koştum ve Konuşan Kedi’ye yine heyecandan zırvalanmış bir ton e-posta attım. Tüm bunlara rağmen eve kedi almaktan çekiniyordum, ne de olsa bir can. Konuşankedi sabırla ve olanca tilkiliği ile beni iş çıkışına kadar işledi attığı e-postalarla. İşin ilginç tarafı, sabahleyin “Çok meşgul” olan ve bana bir iki kelimeden oluşan e-postalar atabilmekle yetinen Konuşankedi, kedi alma konusundaki çekimserliğimi duyunca peşpeşe email atar oldu bana :) Kedi bakımıyla ilgili bir sürü şeyi bir günde özetledi bana. En son “Akşam alıyor muyuz pisiyi?” gibi bir e-posta attı ve ben de iş çıkışı kendisini davet ettim (Sa)kızı görmeye. Akşam oldu, Konuşankedi geldi ve beraber o balkonun hangi daireye ait olduğunu bulduk ve kapısını çaldık. Çok kibar yaşlı bir çift çıktı karşımıza. Ben heyecanla durumu anlattım, Konuşankedi de beni tamamladı. Sonunda bu afacan kedimi aldık, daha doğrusu benim elim önceden aldığım tırmalama çubuğu, kum kabı gibi şeylerle dolu olduğu için Elif aldı, ve bize döndük. Tabii tam kediyi almadan önce bizimkilere 15 dakikalık bir konsantre nutuk attık.

Yavru kediler dur durak bilmeden koşup duruyorlar, enerjileri tükenmiyor. Peki, sen Sakızla bir gününü nasıl geçiriyorsun?
Sabahın bana pek erken gelen bir vakti yanımda miyikliyor, sonra gelip dudağımdan öpüyor. Bu nazik uyarılarla uyanmazsam direkt olaya girip parmaklarımı dişliyor. Henüz dişleri kaşındığından normal bir hareket, tabii onun için :) Sonra kalkıyoruz ve mama yiyoruz. Birlikte sabah sporumuzu yaptıktan sonra temizlik vakti geliyor. Benim işim varsa zaten evde olmuyorum. İşim yoksa da hep yanımda oluyor Sakız. Çok iyi bir arkadaş oldu bana. Bazen insanın beyni patlayacak gibi oluyor ve mırnak bir kedi bu duruma çok iyi geliyor. Akşam yemeğinden sonra tam benim en yorgun olduğum zaman, Sakız hanım en enerjik haline bürünüyor ve evde depar atmaya başlıyor. Nihayet yorulunca kolumun altına kıvrılıyor, kafasını boynuma dayıyor ve uyuyoruz. Ta ki sabah ben tekrar öpülüp dişlenene kadar..

Daha önce beslediğin bir kedin, köpeğin ya da kuşun var mıydı?
Muhabbet kuşlarım vardı. Uzun süreler yaşadılar. Bir tanesi öleceğini anlayıp kaçtı; diğeri ise ondan 1-2 sene sonra durup dururken eceliyle dünyadan uçtu gitti. Omuzlarıma tüner müziğe dans ederek tempo tutarlardı. O küçük kafalarıyla yaptıkları sevgi gösterilerine hep hayret etmişimdir. Muhteşem canlılar.

Kediler, hayatımıza girince ister istemez bazı kurallar değişiyor. Sakız,  hayatına girince sende birşeyler değişti mi?
Ne değişmedi ki? :) Bu yüzden çocukların kedilerle büyümesini çok istiyorum. Sorumluluk duygusunu bazen anne baba bile bu kadar iyi aşılayamıyor. Eğer birşeylerini unutursanız, o minik pembe ağızlarından minik pembe dillerini çıkartıp alabildiğince miyavlayarak size durumu hatırlatıyorlar. Sabah ve akşam mama saatlerimiz var. O saatlere uyarak mama veriyorum. Kedi hazretlerini perdelerden ve masalardan uzak tutuyorum.

Daha ne diyeyim. Benim kedim uykudan uyanınca kafası üçgenleşiyor, yukarı bakıp miyavlıyor. Bir de üzerime atlayıp beni patileriyle hamur yoğurur gibi yoğurması var, bir yandan da hırlaya hırlaya kafasını suratıma sürter. Bunlar bana anlatamayacağım kadar çok şey hissettiriyor.



Çocuklarla kediler arasında nasıl benzerlikler kuruyorsun?
Daha önce “çocuk ve kedi” diye bir yazı yazmıştım. Orada da yazdığım gibi her iki organizma da sizi alabildiğince olgunlaştırıyor. Bir kere “Yapma!” deyince yapmak ikisinin de tabiatında var; dolayısıyla her iki afacan türüne de direkt emir vermek tamamen fuzuli bir davranış oluyor. Bir yavru kedi, küçük bir çocuğun sergilediği davranışları yapıyor. Bununla beraber çocuklara bazı şeyleri sabırla açıklayıp başarı elde etme şansınız daha yüksek. Kedilerde ise bu durum çok kısıtlı. Bazı şeyleri öğretebiliyorsunuz, ama çoğu durumda da siz kendinizi ona göre ayarlamak zorunda kalıyorsunuz. Bir çocuk evde dolaşırken kül tablalarını ve diğer eşyaları habire kaldırmak doğru bir hareket olmaz; çünkü çocuk hep o beklentide kalır. Sadece sabırla ve yumuşakca onlarla oynamaması gerektiği öğretilir, tabii çocuk da öğrenir. Gel gör ki, bunu kedide uygulamaya kalkarsan sana şöyle bir bakar ve pati atmaya devam eder. Genel olarak çok benziyorlar. Evini onlar için uygun duruma sokman lazım. Çocuğu olan bir insanın yavrusuna pahalı oyuncaklar almak yerine bir kedi yavrusu emanet etmesi, çocuğun geleceği açısından müthiş önemli bir hareket olacaktır. Ben öyle yapacağım.

Peki, Kedigen üyelerinin yakından tanıdığı Bidon nasıl doğdu?
Bunu sana anlatayım ama aramızda kalsın :) Hemen tarihte bir yolculuğa çıkıyoruz ve lise yıllarıma geri dönüyoruz. Rehberlik öğretmeni okulda çok etkiliydi. Öğrencilerin performansına göre velileri çağırıp bir güzel nutuk çekerdi ve hemen akabinde nutuk çekilen velinin temsil ettiği bahtsızlar, yani biz, bir güzel fırça yerdik. Her neyse, bir gün rehberlik öğretmeni çağıra çağıra abimi çağırdı okula. Abim benimle çok ilgilendiği için işinden izin alıp kendisini görmeye gitti. Önce düşen performansım ve bunun olası nedenleri hakkında acaip sıkıcı bir on dakika konuştuktan sonra bana döndü ve şunları söyledi: “Bak canım, seni bir bidon gibisin. Ne kadar bilgi doldursak o kadar bilgi taşırsın ve onları kullanırsın. Bu bidonda daha çok boş yer var.”  Ben kulaklarıma kadar kızardım ve gülmekten yerlere kapanan sevgili abimin yüzüne esefle baktım. Sanki Sırp Sındığı savaşını bilip izohips ölçmek çok önemli şeyler! Müthiş utandım, çok fenaydı. Bütün rehberlik servisi ve abim bana bir süre Bidon dedi hep. Bu arada okul birincisi oldum o ayrı :)

Bu hikayeyi kedigen editörüne, Konuşankedi’ye, anlatınca yeni yazmakta olduğum kedi hikayesinin adı bu oldu; tabii Konuşankedi’nin gülme krizi sona erdikten sonra. İşte anlattım, ama kimse duymayacak bunu, değil mi?

Bidon’un gelecek bölümleriyle ilgili bize biraz ipucu verir misin? Bidon’un Juliet’le arasında birşeyler olacak mı? Sakız gibi hoş bir kız için bir hinlik düşünüyor musun?
Bildiğin gibi zaten aralarında kavın ateş alması misali bir kıvılcımlanma, sonra da büyük bir alevlenme olmuştu. Saf kahramanımız Juliet’e aşık olmuştu, Juliet de aynı duyguları hissediyordu. Benim hayatımın için dört patisini uçurtma gibi açarak balıklama dalan bir kedi, tabii ki hikayeye dahil olacak. Bu ikiliyi çıldırtmak için ideal bir etken olacak hem de.

Sen beste yaparken Sakız nasıl davranıyor? Müzik ilgisini çekiyor mu?
Müziği çok seviyor. Ben müzik dinliyorsam ya da klavye çalıyorsam hiç başka bir odada durmuyor. Gelip klavyemin üzerine çıkıyor ve dolaşan parmaklarıma atlıyor. Eğer enerjisini atmışsa ve sakin halindeyse benim parmağımın bastığı tuşa patisiyle basıyor. Fa fa Re re diye gidiyor :) Müzikal bir kedi yani.

Boş zamanlarında ne yaparsın?
Yemek yaparım. Hep aşçı olmak istemişimdir. Yeni tarifler öğrenmeye bayılırım. Mutfak donanımları konusunda büyük bir tutkum vardır. Hiç bir arabanın motoru ne işe yarar diye merak etmedim ama hep en iyi teflon tava hangisiyse onu aldım :) Yemek yapmak çok faydalı bir aktivite. Güzel bir kaç çeşit yemek yapın ve sevdiğiniz insanla paylaşın. Bu zevk bambaşka oluyor.

Ayrıca bilgisayar oyunlarına çocukluğumdan beri bayılırım ve benim için oyun oynamak büyük bir zevktir. Sevdiğim insanlarla bir araya gelip oyunların dünyasına dalmak kesinlikle piknik yapmak gibi muhteşem bir eğlencedir. Kış günlerinde pencereye yağmur damlaları vururken, yanınızdaki kişiyle güzel bir oyun oynamanın ve çay içmenin büyüsü hep etkilemiştir beni. Bir de fırsatım olursa gelecekte bahçem olsun isterim. Gerçi yetiştirdiğim ürünlerimi kedilerim yemeye kalkar, ama olsun :)

Forumda zaman zaman cins kedi tartışması yaşanıyor. Sen cins ya da sokak kedisi konusunda ne düşünüyorsun?
Evrende en değerli şey sevginin kendisidir, en büyük dileğim her canlı varlığın sevgiyi doyasıya yaşamasıdır. Bence her habis olay sevgisizlikten kaynaklanır ve bu sevgiyi de hangi kediye nasıl vereceğimiz farketmez. Ben şahsen sokak kedilerini daha çok seviyorum, onları hep beslemeye çalışıyorum. Sokaklarda bir sürü sevgiye, sığınağa ve gıdaya muhtaç kedicik var. Üstelik insana sadece sevgi karşılığı geliyorlar. Onları alıp beslemek, bir yuva vermek, insanı yücelten bir davranış bence. İmkanım olsa daha çok kedi beslerdim evimde.

Kedigen’i nasıl buluyorsun?
Bir piknikte bu sitenin editörü ile tanıştım ve kendisinin ayaküstü reklam kampanyası sayesinde eve döndüğümde bahsi geçen sayfaları inceledim. Bir daha da çıkamadım :) Aslında yalan söyledim, Paris’de, ünlü bir dergide yazıyordum Kedigen bana 500.000 Euro teklif etti, ben de kabul ettim. Kazandığım parayla 8 ton kedi maması alıp bütün kedilere dağıttım. Şaka bir yana, bence kendi alanında dünyadaki en iyi sitelerden birisi. Böylesine bir bilgi paylaşımı insanı heyecanlandırıyor. Hem yeni şeyler öğreniyorum, hem de bir sürü kedicik görüyorum. Çok emek harcanan bir site ve insanların sevgiyle katılımı çok güzel bir hava yaratıyor.

Sakız’ı benim Minnoş’uma çok benzettiğini söylüyorsun, bunu paylaşmak ister misin?
İkisi de suya bayılıyor bir kere! Nerede su, orada bir adet pembe yumuşak altlı pati. İkisi de yorgan içine dalmayı seviyor ve eğer bir valiz falan görürlerse içine sakin sakin yerleşiyorlar. Sosyal kediler, eve geldiklerinde hiç sorun yaşamayan kediler. Minnoş da hiç yabancılık çekmemiş, Sakız da çekmedi. Tip ve söylenme (mırıldanma) olarak da Kekik’e benziyor bence. Devamlı birşeylere söyleniyorlar. :)

20.08.2003

  İlgili Başlıklar
Kıvırcık Saçlı Kediler: Rex Türleri
Fransa'nın Yerli Kedisi: Chartreux
Efsanevi Tür: Birman Kedisi
İskoç Kıvrık Kulak (Scottish Fold)
Mısır Mau Kedisi
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (12 adet)

 

Yazan: kedi osman

Tarih: 08 Eylül 2004

Saat: 17:46

hmmm bidonun maceralarını okurken bu yazıyı buldum.
bidon kardeşim ellerine sağlık. hayal gücünüz çok zenginmiş, ayrıca yukarıdaki kediniz sanırım, harika görünüyor. mıncik mıncık et yani


 

Yazan: tubaunlu

Tarih: 01 Mayıs 2004

Saat: 17:53

Sakız’ın hayranlarındanım. Çok şanslısınız. İkinize uzun yıllar birlikte mutluluklar diliyorum.


 

Yazan: atreju

Tarih: 23 Eylül 2003

Saat: 11:33

Sakız hanım ekranımı süslüyor, benimkiler kıskanmasın diye onlar yokken açıp bakıyorum. Gördüğüm en nazik en güzel en çekici pembe patielrden bir tanesi. Ama diyorumki ona birde Mahur Bey gerekmez mi?


 

Yazan: piapia

Tarih: 26 Ağustos 2003

Saat: 10:16

Benim pisime o kadar çok benziyor ki inanamıyorum :)


 

Yazan: Aydın Bekoğlu

Tarih: 25 Ağustos 2003

Saat: 17:41

Sakız da çok mutlu oldu :) Sevinçten suratı üçgenleşti, yanıma bir dilim fileto gibi uzandı :) Bugün ilk kez uçan birşey avlayıp yedi :) Bir de her hafta tırnakları uzayabiliyor!! :)


 

Yazan: mozart2003

Tarih: 22 Ağustos 2003

Saat: 13:07

Bence sizin ve sakızın dostluğu ömür boyu sürecek.Sakızla uzun ve mutlu senelere.


 

Yazan: Konusankedi

Tarih: 21 Ağustos 2003

Saat: 11:41

manevi kızım sakızı bir kez kendi kedilerim minnos ve kekik ile karsılastırdık. ne yazık ki karşılasma pek parlak olmadı. minnos , juliete yaptıgı gibi tıslayıp gard almadı ama yere sindi, pis pis durumdan habersiz halıların kenarlarını eşeleyen sakzı kesti. kekik ortadan toz oldu-klasik- karsılasmanın fotograflarını cekebilseydim harika bir foto-roman olurdu:))


 

Yazan: fındıktaze

Tarih: 21 Ağustos 2003

Saat: 11:10

muhtesemsiniz.. kesinlikle kedilerle buyuyen cocukların daha saglıklı olacagı konusunda hemfikirim.. mutlu ve huzurlu bir ömür diliyorum sizlere ve sakızı da opuyorum kocaman kkocaman :))


 

Yazan: damlaozcan

Tarih: 21 Ağustos 2003

Saat: 10:22

Sakız, süper ötesi bir kedi. İkinize de uzun, huzurlu, mutlu, sağlıklı bir ömür diliyorum :)


 

Yazan: birkedisever

Tarih: 21 Ağustos 2003

Saat: 09:46

beste yapan, yemek yapan, öykü yazan kedi bakan bir bidon... bence dolmuş da taşıyor bu bidon :))

Sakız'la birlikte uzun ve mutlu bir ömür diliyorum... kedigen'i de bu transferinden ötürü kutluyorum.


 

Yazan: calincia

Tarih: 20 Ağustos 2003

Saat: 18:47

ne diyeyim, kolay kolay iltifat edemem ama bu kedi menekşe'den sonra gördüğüm en güzel kedi.. :)))


 

Yazan: Princess

Tarih: 20 Ağustos 2003

Saat: 13:56

Böylesine harika bir kediye yuvanızı açtığınız için size, bu konudaki tilkice ve sonunda başaran yaklaşımları için Konuşankedi'ye teşekkür ederim.
Sakız hanıma da tü tü tü maaşallah diyorum ve uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür diliyorum hep birlikte..
Ve böyle bir şey kesinlikle her eve lazım diyorum :-))
Sevgiyle kalın
Zeynep Balkay

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  acelebi - Melike Öner'i...
  luckiya - Pina'ma Mektu...
  luckiya - Narçin Koşder...
  luckiya - Kediler Ölmez...
  maiamelike - Kedigen'in...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.