|
2001'in Mart ayının sonlarında tünelden Karaköy'e aşağı kursa doğru yürürken, kara, titrek bir şey fırladı arabanın altından. Kuyruğu tamamen ıslak, ayak paçaları çamurlu siyah bir kedi. Arka tarafı öyle ıslaktı ki, titremekten yürüyemiyordu. Eğilip sevdim ve yoluma devam ettim. Aklım kedide kaldı ama. Kursa gider gitmez, aşağıda minik bir kedi var dememle, "aa biz de gördük onu" dediler. Bu kısa ve sempatik cevabı değerlendirerek kediyi almak için hemen aşağı indim. Ve o an ikimiz de biliyorduk birşeylerin başladığını. Çamurlu ayakları dışarı gelecek şekilde koltukaltlarından tuttum ve tekrar binaya girdim. Önce kuyruğunu ve ayaklarını bir güzel yıkadım sonra kurulayıp elektrikli sobanın önüne koydum. Biraz yiyecek biraz su.. Odayı koklama ve hızla tanıma işine ara verince sobanın önüne kuruldu, yalandı, keyfi yerine gelmiş gibiydi. Kediyi o gece orda bıraktım. Yeni sahipleri de durumdan memnun gibiydi. Ancak orası bir kurs yeri olduğundan ve kursiyerlerden bazılarının alerjisi patlak verdiğinden dolayı kedi 1 hafta orada kalabildi. Ona orda daha fazla bakamayacakları belli olunca ben hemen yeni bir ev arayışına girdim. Ama bu sıralarda etrafta öyle çok kedi yavrusu var ki herkes yedeklerini doldurmuş, verecek kimseyi bulamadım. Emrivaki yapıp evden alacağım tepkileri göze alarak, ertesi sabah Kekik Bey'in taşıma kutusuyla işe gittim. Akşam da aynı kutuyla eve geldim, içi dolu olarak.
|
Kekik ve Minnoş'un tanışması ilk görüşte aşk şeklinde olmadı, hatta biraz hazin oldu. 4 yıldır evin tek hakimi olan Kekik, kara kedinin pıhlayıp tüylerini kabartmasıyla korkup saklandı ve birkaç saat ortalığa çıkmadı. Misafirimizi eve ve ev halkına alıştırmak için onu önce annemin kucağına bıraktım, sonra babam ve kardeşim gördü. İlk tepkiler sıcaktı ama benim niyetimi anlayınca biraz huzursuzlandılar. Ancak bu aşamada bizim değil Kekik'in ne düşündüğü önemliydi. Onlara birkaç gün tanımaya karar verdim. Alışamazlarsa birbirlerine başka bir yol bulacaktım. Kara kediye birkaç tane isim bulduk ve esmer olduğu için Marsık'ta karar kıldık. Ama minnoş dahil kimse bu isme ısınamadı.
|
İlk günlerde Kekik'in, rahatının bozulacağını düşünerek hırçın davranması ve yeni kediye gösterilen ilgiyi kıskanması gerginlik yarattı. Onun huzursuzluğunun yanında Marsık'ın evi benimseyen ve olağanüstü rahat tavırları, Kekik'i iyice sinir etti. Yavru kediyi getirmeden birkaç gün önceden Kekik'le bu konuyu konuşmaya başladım. Belki de yeni bir kedi gelince kendisini dışarı bırakacağımızı sandı. Ona küçük bir arkadaş getireceğimi ama onun yerini başka hiçbir kedinin dolduramayacağını söyledim. Mıırmırr yaptı, söylediklerimin hepsini anlamış gibiydi. Ne zaman yavru kediyi kucakta gördü o zaman kıskanmaya başladı. Ama kıskançlık krizi de uzun sürmedi.
|
Kekik, ürkek bir kedi olduğu için Marsık'ın her kuyruğunun peşinden koşmasını, pati atmasını, koltukların üzerinden kendi üzerine serbest atlayış yapmasını saldırı olarak algıladı. Ve o koca cüssesiyle Marsık'ın geçtiği yerlerden geçmeye kalkınca salondaki saksılar ve çerçeveler devrildi, kırıldı.
Koşuşturmaca öncesinde Kekik hep ilgisiz göründü.Ama tüm duyu organları tetikte Marsık'ın oyunbaz hamlesini bekledi. Bunca yıldır ilk kez Zeytin'den sonra kendi cinsinden bir canlıyla oynuyor, koşuyor ve ürkmüyordu.
|
Marsık önce sehpaya, ordan koltuğa atlar ve Kekik'i koltuk altında sıkıştırıp patilemeye çalışırdı. Bu vahim durumda Kekik'ciğim büyük bir olgunluk göstererek sadece izler ve mekanı terk ederdi. Evde Kekik'e ait özel eşyalar ve bölgeler vardır. Bu bölgeler, tamamen ona ait ve bizimle bile paylaşmak istemez. Ama artık yatak, mama kabı, tuvalet gibi ona göre kutsal olan herşeyi Marsık ile paylaşıyor. Kekik, ona alışmaya başladı ama yine de evde, nerede, ne yaptığını yakından izliyor.
Konuşankedi Elif Soyer 20.08.2002
|
|
Yorumlar (2 adet) |
|
Yazan: Konusankedi |
Tarih: 14 Mart 2005 |
Saat: 17:30 |
canım Kekik'im. ne güzel oynardın Minnoşla. Şimdi sen gittin, Minnoş her yerde seni arıyor, kekik nerde diye soran gözlerle bakıyor, ona ne diyeyim bilemiyourm... |
|
|
Yazan: rofw |
Tarih: 26 Kasım 2002 |
Saat: 09:46 |
Bu kedi, en ilginç kedilerden biridir. Bakışlarındaki anlam "Ben eski mısır uygarlığında firavun eşiydim, şimdi kedi oldum!" dermiş gibidir. Lavabonun içine girip kuyruğunu gayet sakin bir edayla ıslatır; sonra çok doğal bir eylemmiş gibi kafasını akan suyun içine sokup patisiyle yüzünü yıkar. Sonra da kahvaltı edip işe gider :) Bas & Tiz frekansları çok sever, hoparlörlerin altında mevzilenerek bilimum Rock ve elektronik müzik parçalarına gözlerinin cingöz ifadesiyle eşlik eder. İnsanı patisiyle "agucuk, bıcırık" diye sever. Mıncıklandığında suratınızı kıyı paralel dağlar deseninde tırmalamaz. İyi bir oyun arkadaşı, iyi bir dost, Kekik için harika bir sevgilidir. Uzun ömürler ve sağlık, neşe dolu günler dilerim. - New York Times :) |
|