|
Bu sefil görünüşlü yaratık Zeytin Efendi. :)
Çakır'a o kadar çok üzüldük ki, başka bir kediyi düşünemez olduk. Sanki onun yokluğundan faydalanıyormuş gibi, ihanet gibi geldi başka kediyi sevmek. Aylarca sokaktaki kedileri besledik ama bizimle yaşamadılar. Kışın gelmesi ve karın düşmesiyle yan bahçeden de miyaklamalar gelmeye başladı. Bir kaç gün boyunca hep aynı kediyi hep aynı yerde gördüm ve anneme bahsettim. Ev kedisiz çok boştu ve en azından o kışı geçirmek isteyen bir kediyi misafir edebilirdik. Aynı siyahlı kedi anneme de aynı noktadan görünüyormuş meğer. Kediyi bari eve alalım derken ertesi gün siyahlı kedinin, nereden bulduysa yan apartımanın 2. katında, yani bizim paspasta beklediğini görünce, bu kedinin bizi seçtiğini anladık.
|
Siyahlığından ve zeytin hırsızlığından dolayı ona Zeytin adını verdik. Zeytin, en baştan beri oyuncuydu. Tut yavrum oyunlarında, tırnaklarını esirgemeden geçirirdi. Kim bilir ne çetin şartların içine doğmuştu da tırnakları her an tetikteydi. İnsanın tırmıklanmış ellerini bile özlediği oluyor.
Zeytin, hep kılkuyruk bir kedi oldu. Hırsızlıkta en az Çakır kadar başarılıydı. Hatta kendisi Çakır'ın bile yapamadığını yapıp bıyıklarını yakmayı başarmıştı. Mutfakta pişmekte olan yemeğe pati atmaya kalkınca sıcaktan ve buhardan misina bıyıkları paket ipi gibi kıpkıvırcık oldu.
Zeytin Efendi henüz delikanlı olmuştu. Balkon sardunyalarının arasından üst kattaki ve alt çaprazdaki dişileri keserdi. Ama kendisi sokağa adımını bile atamadı.
|
İlkbaharın gelmesiyle etraf yavru kedi doldu. Bunlardan biri de babamın arabasının altında bulduğu tekirdi. Babam onu çıkardıktan sonra gözgöze gelmişler ve o aşk, tekirin, eve ikinci kedi olarak gelmesiyle pekişmişti. Bu kez annem itiraz etti. "Evde iki erkek kediye bakamam. Ya Zeytin, evdeki hakimiyetini kaybedeceğini anlar ve küçüğü paralarsa.." diye.
Birkaç zaman kedileri birbirlerini görmeyecek şekilde ayrı balkonlarda besledik. İki yemek kabı, iki kum kabı... Baktık, huysuzlanıyorlar. Silahşörleri karşılaştırmaya karar verdik. Önce koklaştılar. Küçük olan, Kekik, Zeytin'i kaale almayıp gitti onun yemeğini de afiyetle yedi. Tamam dedik, şimdi kavga başlıyor. Zeytin, sadece seyretti. Daha sonra onları gördüğümüzde gözlerimize inanamadık. Zeytin, küçük Kekik'i yalayıp temizliyor, yemekte öncelik tanıyor, onunla oynuyor. Günler geçtikçe iki erkeğin arasından su sızmaz oldu. Neredeyse tuvalete birlikte gider oldular. Kekik, sokakta bulamadığı anne şefkatini üvey babasında buluyordu.
Zeytin en hareketli olması gereken 1,5 yaşındaki bu dönemde giderek sessizleşmeye başladı. Kısa bir süre sonra, sık rastlanmayan kedi aidsi olduğu anlaşıldı ve hastanede müdaheleye fırsat vermeden sessizce öldü.
Kekik'in varlığı acımızı biraz hafifletebilirdi; Zeytin'in hastalığı onda da görülmeseydi. Veteriner hekim, bu kadar küçük bir kedinin bu mikropla savaşacak gücü olmayacağını, her an hazırlıklı olmamızı söyledi. Daha beter yıkıldık...
Konuşankedi Elif Soyer 20.08.2002
|