Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
İlk Kedim Çakır'ın Anısına...

Bu siteyi 2000 yılında ilk olarak Çakır için yapmaya başlamıştım. Sonra Zeytin, Kekik ve ardından Marsık (Minnoş) eklendi. Çevremdeki kedi dostlarının yardımlarıyla Kedigen doğdu ve büyümeye başladı. Hala da büyüyor. Bu bölümde ilkinden en sonuncusuna kadar benim kedilerimin hikayelerini okuyabilirsiniz.

Yıllarca bir kedim olsun diye uğraştım. Her zaman için bahçedeki, çöpteki, araba altlarındaki tüylü yaratıkları kucağıma alıp sevme ve evde gizlice besleme huyum vardı. Birkaç kez pirelenince, bizimkiler durumu çaktı. Ve 'kokar, batar, tüy döker' diyerek kedi almaya bir türlü yanaşmadılar. Ta ki, bir gece bol kedili bir akrabamıza gidene dek. O gece Ayşe Teyzeler babamı iyice içirip, kedileri salona almışlar. birbirinden güzel bir sürü yavru içinde çaktırmadan bir tanesini babama beğendirmişler ve sonra da kucağına o bir aylık Çakır'ı vermişler.

Annem, gecenin 3'ünde mavvmavvla yatağıma geldi. O gece ilk resmi kedimle oynayarak sabahı ettim. Babamsa işin ciddiyetini sabah ayılınca farketti.

İlk kez evde bir hayvanla yaşamaya başlayan bir aile olarak bazı kurallar getirme ihtiyacını duydu annemler. Mutfak yasak, tezgahlara çıkmak kesinlikle yasak, yataklara girmek yok.. Çakır, sokakla tanışana kadar yataklarımızın vazgeçilmez yastığı oldu, özellikle annemlerin. Mutfak konusunda da ne yazık ki hiç bir otorite sağlanamadı. Biraz azmanlaşınca kapıların nasıl iki ayakla açılacağının öğrendi ve sokak kapısı dahil tüm kapıları zorlanmadan açar oldu, tabi ki ilk denemeyi mutfak kapısında yaptı. Kusmaya çalıştığı bir gün ağzından sicime benzer bir şey çıkarmaya başladı. O kadar uzun olacağını tahmin etmediğim için ben de ona yardım olsun diye ağzından çıkan ipi hokkabaz misali yavaşça çekmeye başladım. Çek çek bitmedi ip. Tamamen çıktığında bunun ip olmadığını fark ettik. Annemin geçen gün aldığı hiç açılmamış koca bir paket salamın naylon paketi... Salamı öğütmüş ama torbaya gelince anlaşılan zorlanmıştı!

Çakır, hiç yemek ayırmazdı. Özellikle zeytinyağlı yemekleri ve yoğurtlu baklayı tercih ederdi. Kedilerin damak zevklerinin bu kadar zengin olduğunu Çakır öğretti bize.

Çakır, efe gibi bir kediydi. Oyun zamanı oyun, sevgi zamanı sevgiyi karıştırmazdı birbirine. Oyun zamanında o koca patilerini içer çeker, fazla yara vermeden seanslarını bitirirdi. Kaplan kılıklı güzel kedim bir yaşına yaklaşırken azmaya başladı. O zamanlar çıkmaz sokak olan sokağa çıkmasına izin verdik. Annem oğluna öyle iyi göz kulak oluyordu ki, bir gün annemi balkondan beline kadar sarkmış, kavgaya hazırlanan Çakır'a "oğlum dikkat et" diye bağırırken yakaladım. Ama dakika bir gol bir, Çakır hemen bir kediyi patakladı.

Sokak günlerinin büyük bir kısmı Büyükada'da devam etti. Avcılık içgüdüsünü en güzel burada tatmin edebiliyordu. Kuş, fare vs avlamak gibi bir iddiası da olmadı. Aklı fikri başka kedilerdeydi. Çok sosyal bir kediydi. Çapkın beyimiz hemen yerini belli edip, ileride o sokakta var olacak kendi gibi kaplan kılıklı minik çakırlar yapacak eşler ayarladı kendine.

Çakır, bizimle iki yıl kaldı. Yanlış beslenme ve protein fazlasından ilk egzama geçirdi. O geçince öksürükler başladı ve birkaç gün içinde ne olduğunu anlayamadan hastalığa yenik düştü. Veterinere gitmekten zaten hoşlanmazdı ama o son gidişini unutamıyorum. Bir yandan serum bağlanmaya çalışırken bir yandan Çakır, tanımadığı ellerden kendini kurtarıp bir an önce kimse bu halini görmesin diye kaçmaya çabalıyordu. Kendini yere atmayı başardı ama yürüyecek hali yoktu. Masanın üstüne geri konduğunda...

Veteriner hekimimiz, şimdiye kadar hiç akciğer kanseri olmuş bir kediyle karşılaşmadığını, bunun literatürde bile olmadığını söyledi ama otopside ciğerlerinin yarısından fazlasının çürümüş olduğu ortaya çıktı. Dolu dolu yaşadığı kısa hayatı çok kısa bir zaman içinde erimişti ve biz bunu fark edememiştik.

Çakır, en çok Büyükada'yi severdi. En rahat çapkınlık ve hırsızlık yapabildiği ve koşabildiği yer orası oldu. Onu, en mutlu olduğu yere, Büyükada'ya bahçeye gömdük. Artık Çakır, sardunyalarla yatıyor...

Daha sonra tesadüfler, hayatımıza Zeytin' i soktu..

Konuşankedi Elif Soyer

20.08.2002

    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (6 adet)

 

Yazan: rakun76

Tarih: 18 Kasım 2003

Saat: 10:49

konuşankedi valla hem buruk hem de hafif bir tebessüm bıraktı bu hikaye bende...çakır köprüde seni bekliyordur bundan eminim : (


 

Yazan: Konusankedi

Tarih: 31 Temmuz 2003

Saat: 14:47

çakır çok doya doya yaşayan bir kediydi. hızlı yaşadı, yakışıklı öldü ama eğlenceli bir hayat yaşadı sanıyorum.

çapkın bir kediydi. o zaman kısırlaştırma konusunda çekingendik. büyükadada kendi gibi birkaç yavrusu oldu. gerci onları b,ir daha gorecek yasam zamanı olmadı. ama cakır evdeki tavırlarından, uyuyusundaki rahatlıktan, mırıltılarından bana hep mutlu bir kediymiş gibi geldi.


 

Yazan: jazzy

Tarih: 31 Temmuz 2003

Saat: 13:19

Çakır hızlı yaşamış genç ölmüş Charlie Parker gibi;) Maşallah öyle tatlıymış ki anılarınızda daha da uzun yaşar.Sevgilerimle...


 

Yazan: Konusankedi

Tarih: 31 Temmuz 2003

Saat: 13:14

ölüme alışmak zor oluyor. ama her ölüm yeni bir hayat için yer açmak demek. beden ölüyor ama anılar hayatta. çakırcığımı sevgiyle anıyorum.
şimdiki kedilerim Kekik ve Minnoş ve manevi kızım Sakız ile mutulu yaşıyoruz. kekik 7 yaşına, minnoş 3 yaşına geliyor. daha uzunnn ömürler birlikte olmayı umuyorum. Size de teşekkur ederim:)


 

Yazan: fındıktaze

Tarih: 31 Temmuz 2003

Saat: 13:04

genelde oldugu gibi cok güzel bir baslangıç ancak kotu bir son.. ne olur sanki hiç ölmeseler.. hayattaki en büyük korkum oğlumun bir gün beni bırakıp gitmesi sanıyorum buna dayanamam .. yeni pisoşlarınızla size saglıklı ve mutlu coook uzun bir ömür dilerim :))


 

Yazan: seda_butun

Tarih: 05 Ocak 2003

Saat: 15:31

benimde çakıra benzer minik adında bi kedim vardı bundan iki sene öncesine kadar..Çakır çok sevimliymiş hele o dobiş göbeği yerim onu ben. insanlar bi zaman sonra hayvanlarını o kadar çok benimsiyorlarki onları kaybettikleri zaman kendilerini terkedilmiş hissediyorlar bu da onların hayatımızdaki önemlerini kanıtlıyor

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  acelebi - Melike Öner'i...
  luckiya - Pina'ma Mektu...
  luckiya - Narçin Koşder...
  luckiya - Kediler Ölmez...
  maiamelike - Kedigen'in...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.