Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
'Kedi Kitabı' Yazarı Gökhan Akçura Kedigen'de..

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze dek yazılmış onlarca kedi hikayesi ve denemesi arasından özenli bir derleme ile oluşturulan ‘Kedi Kitabı, Ivır Zıvır Tarihi - Arşiv serisinin hayvanlarla ilgili ilk kitabı. Serinin diğer kitapları arasında Yılbaşı Kitabı, Aşk Kitabı, bulunuyor. Akçura’nın ayrıca Unutma Beni, Gramafon Çağı, Uzun Metin Sevenlerden Misiniz? ve Turizm Yıl Sıfır adlı kitapları bulunuyor. Konuşankedi, Gökhan Akçura ile evinde görüştü.

Kediler üzerine daha önceden yazılmış, derlenmiş kitaplar varken siz yeni bir kedi kitabı yaptınız. Kitabınızı oluştururken yazarları neye göre seçtiniz?
Kitabı oluşturuken içinde sadece öyküler olsun istemedim. Romanların teknik olarak zorluklarını düşünerek özellikle dışarda tuttum. Anılar, makaleler, denemeler var, tabii hikayeler de var. Bütün malzeme biraraya gelince, elimizdeki kitabın iki misli malzeme toplandığını gördüm. İçlerinde edebiyat dışı görülebilecek yazılar da var, tümüne bir kedi ana çizgisinden bakmaya çalıştım. Mümkün olduğu kadar esas konusu kedi olan öykü ve denemelere yer verdim. Kediyi anlatımda araç olarak, bir metafor şeklinde kullanan yazıları dışarda bırakmaya çalıştım. Böylece ana malzemesi kedi olan ama edebi yanları farklılıklar gösteren bir çizgi ortaya çıktı. Bu arada bazı denemeleri dışarda bıraktım, örneğin Salah Birsel’in “Kediler” denemesi. Hem çok uzundu hem de bir kitaba adını vermişti. Ayrıca denemenin büyük bir çoğunluğu dünya edebiyatındaki kedilerle ilgiliydi. Bu kitap Türkiye’yle ilgili temelde…

Yazarlar içinde tesadüfen kitabı oluştururken bulduğunuz keşfettiğiniz yazarlar oldu mu?
Bu kitapta en önemli katkı bence Mesut Cemil Tel’dir. Aslında Mesut Cemil Tel, kitabı yazmama neden olan kişidir. 1950’lerde Yapı Kredi Bankası’nın çıkardığı ‘Aile’ adında bir reklam dergisi vardı. Orada kediyle ilgili hikayeler çıkmıştı ve hepsi de Mesut Cemil Tel’e aitti. Cemil Tel de meşhur Tanburi Cemil’in oğlu. İstanbul Radyosunda müdürlük yapmış, birçok eser bestelemiş bir müzisyenimiz. Tespit ettiğime göre 20’nin üzerinde öyküsü var ve  tümü kediler üzerine. Bu kitapta 6 öyküsüne yer verdim.

Bir diğer katkı da, edebi yanı pek yok ama kedi dostlarının çok sevdiği bir öykü: Bedri Hızıroğlu’nun Madencinin Kedisi. Babam maden mühendisiydi ve benim lisans tezim de maden işçilerinin mücadelesinin tiyatroya yansıması konusundaydı. Zaten meraklı olduğum bir konu olduğu için alıp bir kenara attığım bir kitabı karıştırırken, işte bu “Madencinin Kedisi” öykü-anısıyla karşılaştım. Cumhuriyet öncesi Zonguldak’ta ocaklarda katırlarla kömür taşınırken işçilerin yanında yaşayan bir kedinin hikayesini anlatıyor. Edebi olarak belki bir değeri yok ama o kadar duygusal ki, okurken gözleriniz yaşarıyor. Ben de hiçbir tereddüt duymadan bunu kitaba aldım. Bu tür çalışmalarda herşeyi kendiniz bulmuyorsunuz tabii, arkadaş desteği alıyorsunuz. Örneğin, Necip Fazıl’ın bir kedi öyküsü olduğunu bilmiyordum. Bunu da arkadaşım Alper Uygur yardımıyla buldum.

‘Kadın ve kedi’ konusunda ne düşünüyorsunuz? Araştırmalarınızı yaparken bununla ilgili birşeylere rastladınız mı?
Kediler tarihi üzerine çalışırken kadın ve kedi ilişkisi devamlı karşıma çıktı. Bir kere tarih boyunca kadınlar ve kediler arasında özel bir bağ oluşmuş. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Türkiye’deki araştırmacılar da tespit etmişler bu ilişkiyi. Bu bağ, temel olarak kadının mutfağı yönetmesinden kaynaklanıyor. Eski kent yaşamında insanlar doğayla çok daha içiçe olduklarından, kediler sürekli olarak evlerin bahçelerinde ve civarında yaşıyorlardı. İçeri girseler bile bugünkü gibi bir “ev kedisi” olgusu pek yoktu. Bu ilişki bir çıkar ilişkisinden kaynaklanmıyor. Kedilerle kadınlar arasında bence bambaşka bağlar da var. Bunun kökenlerini ta ortaçağdaki cadı avlarına kadar götürebiliriz. Çünkü kedi, doğaya çok yakın bir hayvan.

Bugün Camille Paglia’ın da teorilerinden biraz abartılı da olsa görebiliriz ki, erkek ve kadın ayrımında kadın doğaya daha yakındır. Erkek, daha çok değişmiş, doğadan büyük ölçüde uzaklaşmış, kendini yeniden biçimlemiş. Bunu olumlayarak değil, bilakis olumuzlayarak söylüyorum. Bu nedenle kedi de, erkekten uzaklaşmaya başlamış. Ya da erkek ondan uzaklaşmış. Doğanın olduğu gibi yansımasıdır kedi.

Erkekler bu evrim sürecinde daha fazla hükmedici, buyurgan ve yönetici duruma geldiklerinden, bu türden yönlendirmelere açık olmayan kedi ile aralarında mesafe oluşmuş. Elbette bu bütün erkekler için geçerli değil. Genellikle de erkekler arasında kendi konumuyla sorunu olan, “erkeklik” kavramı üzerine düşünen erkekler, kedilere daha yakın olmuşlardır. Yazarlar arasında bu yüzden çok fazla kedi dostu vardır. Ne de olsa yazarlar hayat hakkında, kendi konumları hakkında düşünebilen insanlardır. Benim yaptığım şu türden bir konuşmayı bile erkekliğine yediremeyen erkekler ise, elbette kedilerle zor geçineceklerdir. Bunu somut doğrulaması, hemen çevremize baktığımızda da görülür. Yaşamını “erkekler toplumu”nda geçiren, erkek zevklerini ve alışkanlıkları öne çıkaran arkadaşlarımın hemen hemen hiç biri hayatlarına kedi almıyorlar. İlla bir hayvan alacaksa bu mutlaka bir köpek oluyor. Köpekle söz konusu erkeksi yanları arasında birebir ilişki var. Köpek, çok daha edilgen, emirlere uyan, hükmedilmeye müsait, başkaldırmayan bir hayvan. Erkeğin istediği gibi yani…

Edebiyattaki kadın ve kedi benzetmelerine gelecek olursak; çok ender olarak kedinin kucağınızda yatması, o yumuşak haliyle kadın yumuşaklığı arasında benzetmeler yapılmış ama esas büyük benzetme, (ki edebiyatımızda da Tevfik Fikret’in Zerrişte şiirinden başlayarak birçok örnekleri var) hırçınlık, huysuzluk, vefasızlık noktalarıdır. Yani ikisi de erkek hegomonyasına karşı çıktıkları anda karşıya konuluyor, beğenilmiyorlar.

Pati ile nasıl tanıştınız?
Patiden önce Koko adında bir köpeğim vardı. O zaman benim özel bir kedi tutmqkum yoktu, severdim sadece. Koko, 8 yaşındayken Bodrum yolunda zehirlendi, nedenini çözemedik ve yarım saat içinde öldü. Koko öldükten sonra tatilimizi yarıda bırakıp buraya döndük. Bir daha kolay kolay hayvan alamayacağımı düşünüyordum. Aradan 1-2 ay geçti, Taksimde bir sinema çıkışında otoparka geldiğimizde arabanın üzerinde Pati’yi gördük. O zaman genç bir kediydi herhalde 7-8 aylık, çok güzeldi. Hemen yanımıza geldi. Kapıyı açtım, içeri girdi. Kısa sürede geri veririm diye almıştım. Pati eve girdi ve 4 ay çıkmadı. Ne zaman bizim onu kovmayacağımızdan emin oldu, o zaman dışarı çıkmaya başladı. 9 yıldır da Patiyle yaşıyoruz.

Patiyle sizin ilişkiniz nasıl? Hırçın bir kedi midir yoksa kendi halinde uysal bir kedi mi?
Pati, ilk gençliğinde çok düzenliydi. Belli saatlerde dışarı çıkar, eve gelirdi. Evle ilişkisini koruyabiliyordu. Ama giderek diğer kediler gibi cinselliği ağır bastı ve daha uzun sürelerle dışarda kalmaya başladı. Hatta yazları 1 ay tatile çıktığımda onu dışarda bırakırdım, kendi kendine yaşardı. Pati sürekli olarak dış dünya ile ilgilendiği için ilişkimiz giderek zayıfladı. Daha hırçındı, kolay kolay kucağa gelmezdi, aklı hep dışardaydı. İki yıl öncesine kadar da ameliyatsızdı. Kent yaşamında kedilerin kısırlaştırılması elbette zorunlu. Ama ben burada bireysel tercihimi kullanmıştım. 2-3 yıl önce önemli bir yaralanma geçirdi sokak kavgalarında. Sağ yanağı parçalandı, iltihaplandı ve ameliyat oldu. Yarası iyileşene kadar 4 ay dışarı çıkamadı. Bu dönem ikimiz açısından da çekilmez bir hale geldi. O dışarı çıkmak istiyor, ben izin vermiyordum. Etrafa koku da bırakmaya başladı, facia bir durum oldu. Veteriner hekimim artık kısırlaştıralım diye baskı yapmaya başladı ve bana sokak kavgalarında kırılmış, düşmüş dişlerini gösterdi. Vücutta ciddi arazlar oluşmaya başlamıştı. Yaşı da ilerledi, yıllardır dışarlarda yaşıyor, artık hızını almıştır diye düşündüm. Kısırlaştırmanın hayvanları ruh hastası haline getirdiğini düşünmeme rağmen Pati’yi kısılaşırdık.

Benim teorim mi yanlışmış, Pati mi artık cinsellikten bıkmış bilemem, kısırlaştırılmasında sonraki ilişkimiz ciddi bir devrimdir. Pati bir anda huzurlu, mutlu, ilişkiye açık bir kedi haline geldi. Zamanın çoğunu dışarısı yerine kucağımda geçiriyor ve ben de bundan çok mutluyum. Buradan, uysallaşmaları için bir yaştan sonra bütün erkekleri ameliyat mı ettirmek gerekir diye bir sonuç mu çıkıyor acaba?
 
Bir erkeği eğitmek istiyorsanız ona bir kedi hediye edin

Sizin ondan öğrendikleriniz oldu mu?

Çok sık söylediğim birşey, bir erkeği eğitmek istiyorsanız ona bir kedi hediye edin. Çünkü kedilerle ya onların istediği tarzda bir ilişki kurmayı öğrenirsiniz ya da o kediyi hayatınızdan çıkarmak zorunda kalırsınız. Bu tür bir ilişki erkeğin alışkanlıklarından fedakarlık etmesi anlamına geliyor. Hele de daha önce bir köpekle yaşamışsa... Yani çağırdığınız zaman gelmeyen, rahat rahat heryerini mıncıklayarak sevemeyeceğiniz, emirlerinize uymayan bir canlıyla birliktesiniz. Bir süre sonra onu seviyorsunuz ama bu sevişme hiç de sizin istediğiniz gibi olmuyor. Giderek onun istediği gibi davranmak zorunda kalıyorsunuz.

Bir kedi, ancak onun istediği koşullarda sevilir ve ilişki sadece böyle kurulur. Bu ise bu türden bir tahammüle alışık olmayan erkeğin temelden değişmesiyle mümkün. Onun için kedi sahibi olmak için bir erkek mutlaka kendisiyle uğraşmak zorunda. Köpek sahiplerinde böyle bir değişim görmüyorum. Varoldukları gibi hayata devam etme şansları var, çünkü köpek onlara uyuyor.  Köpeğin zaten alışkanlıkları böyle. Bu kadınlar için pek geçerli değil, çünkü kadınlar zaten erkeğin tersi bir şekilde yaşıyorlar, karşılıklı saygıya dayanan bir ilişki kurmayı biliyorlar.

Köpek sahiplerinin başka bir hayvanı sevmelerinin zor olduğu, bunun yanında kedi sahiplerinin köpek dahil diğer hayvanları sevmekte zorlanmadıklarını duymuştum. Kedi sevmek köpek sevmekten daha mı zor?
Köpek çok insanlaşmış bir hayvan. Kedi ve diğer ehli olmayan hayvanlar daha doğal ve daha dışarıda. İnsanın bugünkü evriminin çok dışında ve öncesinde. Bunu olumlu ya da olumsuz bir anlamda söylemiyorum. Bir kediye ya da bir ata dokunmak bir ölçüde cesaret işidir. Tanımadığınız bir dünyaya dokunuyorsunuz. 

Türk edebiyatında sizi en çok etkileyen kedici yazarlar kimler?
Tartışmasız Bilge Karasu. Hem edebi tat, hem de dili kullanış olarak. Ayrıca da çok içten. Zaten kendisi de kedi olarak yaratılmak istediğini, tesadüfen insan olduğunu yazmıştı. Onun dışında günlüklerinde Tomris Uyar, yenilerden Haydar Ergülen’i beğeniyorum. Edebiyat dışında ama edebi tat taşıyan bence karikatürist Tan Oral’in yazılarıdır. O da gizli bir edebiyatçıdır aslında. Sanırım bu aralar da hayvanlar üstüne bir kitabı çıkacak.

Kedi kitabının da bir parçası olduğu Ivır Zıvır Arşivi’ni yaratırken nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Kitapların hiçbiri sıfırdan yaratılmıyor. Bu kitapları çıkarmamım yaklaşık yirmi yıllık bir ön tarihi var. Kaynaklarımdan hiçbiri bibliyografyalarda, antolojilerde yer almadığı için, hepsini nerdeyse tek tek dergilerden, kitaplaşmamış malzemelerden toplamak zorunda kalıyorum. Yirmi yıldır yüzlerce konuyu bu anlamda topluyorum. Kitabını yapmaya karar verdiğim bir konu üzerinde ekstra bir çalışmaya giriyorum. Kedi kitabına başladığımdan sonra 4 aylık özel bir çalışma yaptım. Bu 4 ay içinde, daha önce topladığım dosya dışında, kendi kütüphanemdeki tüm kitapları elden geçirdim. Artı, bu konuda fikir alabilecek insanlardan yardım aldım, bilgileri toplayıp onların ışığında kütüphanye girdim. Bir kitap ne  kadar zamanda ortaya çıkıyor diye sorarsanız, bu yüzden kesin bir zaman vermem çok zor.

Kedi Kitabından Bazı Alıntılar

Bilge Karasu
Kedi sevmek, kedinin, kendisini seven (kendisinin de sevdiği) kişi karşısındaki umursamaz bağımsızlığını baştan kabul etmek demektir. O umursamaz bağımsızlığı, sırası gelince, kendi de göstermek olanağını -çocukça bir haklılık duygusuyla- elinde tutmak demektir.  Kedi, kendi canı istediği zaman sokulur size; canı istemiyorsa, çağrılarınızı karşılıksız bırakır. Üç beş okşayışla mırıltılar, gırıltılar başlar, bunlar gitgide yükselir; bir birliktelik kurulmuştur. Ya siz, bir kımıltınızla, onun rahatınızı bozduğunuz için, ya da o uyarım doygunluğuna erdiği için, bu birliktelik bir anda çatışma halini alabilir. Kedinin ‘nankörlüğü’ denen, denilegelen, kedinin bu ‘bencilliği’dir; insanca davranış kurallarından esinlenerek hayvana yakıştırdığımız bir ‘bencillik…’

Nurullah Ataç
Kedi için hayındır derler. Yemek yerken gözlerini kapaması da, kendine edilen iyiliği bilmemek içinmiş. Hiç hazzetmem öyle sözlerden. İnsan oğlunun kendini gözünde ne  kadar büyüttüğünü, kediye bir lokma yemek vermemesini de büyük bir iyilik sayıp karşılık beklediğini gösterir. Biraz da karşılık beklemeden bir iş görmeğe, ettiğiniz iyiliği iyilik saymamağa alışın. Kedi size bağlanacak, minnettar olacak da ne çıkacak? Oynamasını seyrediyorsunuz, siz de onunla oynayıp eğleniyorsunuz; okşuyorsunuz, yumuşacık tüyleri elinize zevk veriyor. Daha ne istersiniz?

Tan Oral
Ara sıra kedi ile insan arasında sürtüşme çıktığı görülür. Doğrusu buna da her zaman insanın anlayışsızlığı neden olmuştur. Ve insan bu tutumunun karşılığını, kedi tarafından tırmalanarak öder. Ama iş burada bitmez. İnsan da en iyi bildiği silahı kullanır, çamur atar. Kediye “nankör” diye iftira eder. Kedi ise buna aldırmaz bile.

Bilge Karasu
“Hayvan, bizim açımızdan, başka'dır. Onun açısından bizim başka olduğumuz gibi... Bu başkalıklar, pek güzel, bir arada yaşamağı öğrenebilir. Kızdıklarında kedilerini, köpeklerini kendileriyle özdeşleşmiş sayanlar ne kadar yanılıyorsa, sevdiklerinde kedileriyle, köpekleriyle özdeşleşenler de bir o kadar yanılıyor diye düşünürüm. Bir arada yaşayınca, ötekini düşünür, ötekinin kaygısını taşırsınız elbet. Ona dokunan size de dokunmuştur, onu sevindiren sizi de sevindirir. Ama ötekinde kendi izdüşümünü aramak hiç gerekmez.

Tomris Uyar
Sahibini kendi seçen kediye nankör demeleri olağan karşılanmalı. Kedinin gönlü ciğerle alınmaz. Ama bazı kedi sahiplerinin gönlü kedilerini okşamakla alınabilir. Çünkü kendisi kedisiyle özdeşleşmiştir; yine de bir kediye yeni aldığınız çorap yüzünden kucağınıza çıkmasını istemediğinizi anlatabilirsiniz de sahibine anlatamazsınız.

Nazım Hikmet
Siz isterseniz, gün ağarıncaya dek karda, yağmurda kapınızı bekliyen: dövseniz de, sövseniz de yaltaklanmaktan vazgeçmiyen Karabaşı seviniz, ben Tekiri severim.

Haydar Ergülen
Kedisiz yaşamanın ne olduğunu iyi bilirim. İncelikler, duyarlılıklar, ayrıntılara düşkünlük varsa vardır ya, yine de bir şey eksiktir. Hele yalnız yaşıyorsan kendini görme imkânından mahrumsun demektir. Kedi, insana kendini gösterir.

Bazı Yazar/Çizer Ünlüler ve Kedilerinin  Adları
Neyzen Tevfik / Gece
Tevfik Fikret/ Zerrişte
Hüseyin Rahmi Gürpınar/ Nazlı, Sarı, Şirin
Tanburi Cemil/ Zertop, Sarime, Rüstem, Topik
Mesut Cemil Tel/ Cemşit, Mavi Cadı, Fidelio, Çekiç, Ponçik
Halit Ziya Uşaklıgil/ Tosun, Zerrin
Refik Halit Karay/ Zeynep
Nahit Sırrı Örik/ Buldum Bey
Turgut- Tomris Uyar/ Gümüş, Yumuk, Tip, Sokak kızı, Mizi, Müdür bey, Boşnak Osman, Neslihan, Cahide, Çizmeli (Çizo), Gülüver, Kırlent
Cahit Kayra/ Yamapiçi, Habeş, Melek, Kınalı, Şeytan
Haydar Ergülen/ Mısır, Kiraz
Selçuk Erez/ Pehli, Benekli
Selma Emiroğlu/ Mau, Ciciko, Cafer, Che Bonitos, Hermann, Tini Boy, Şıpşıp, Miyami, Suzuki
Ülkü Tamer/ Bico
Gülriz Sururi/ Zorba
Bilge Karasu/ Bibik, Bıyık
Aziz Nesin/ Damla
Tan Oral/ Atom
Cihat Burak/ Tırmık, Kontes

18.04.2003

  İlgili Başlıklar
Kediler ve Erkekler
Dolu Dolu Yaşayan 'Dokuz Canlı Edward'
Purina, Fuarda Sahiplendiriyor
Gökhan Akçura'nın 'Kedi Kitabı'
Mısır'da Kedi
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (1 adet)

 

Yazan: mırrk

Tarih: 21 Nisan 2003

Saat: 11:49

kitabınızı okudum ve beğendim. ismet sungurbeyin yesil kaplı kitabında da benzer ve hatta daha kapsamlı bir derleme vardı. bu tarz arsiv kitaplarının coğalması dileğiyle,

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  acelebi - Melike Öner'i...
  luckiya - Pina'ma Mektu...
  luckiya - Narçin Koşder...
  luckiya - Kediler Ölmez...
  maiamelike - Kedigen'in...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.