Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Ressam Selçuk Togul'un 20 Yıllık Hayat Arkadaşı

Selçuk Togul, ülkemizde naif resimin önde gelen isimlerinden biri. Bugüne kadar bir çok sergide yer alan ressam Selçuk Togul, küçük yaşlarından bu yana evinde kedilerle birlikte yaşamış, onların resimlerini yapmış bir sanatçı. Birçok kediseverden farklı olan yanı ise, 20. yaşgününü kutlayan hayat arkadaşı Kızım. Konuşankedi, Ressam Selçuk Togul ve 20 yıllık hayat arkadaşı Kızım ile evlerinde görüştü.

20 yıldır bu beraberliği sürdürüyorsunuz. Ne yazık ki her kedisevere nasip olmuyor bu mutluluk... Kızım ile ilk nasıl karşılaştınız?
Alanya’da oturduğumuz sitede yazlığa gelen ve kediyle pek ilgilenmeyen bir ailenin Ankara Kedisi vardı. Sanırım moda diye almışlar çünkü kediyi yazın sonunda orada bıraktılar. Öyle doğurduktan sonra bırakılan çok kedi olurdu sitede, ben onlara hergün balık alır getirirdim. İçlerinde de hiç beyaz yoktu. Tek beyaz yavru bu oldu. Muhtemelen o ankara kedisiyle çiftleşen bir sokak kedisinin yavrusuydu. Bulduğumda 2-3 aylıktı. Gece eve gelirken, peşimize takıldı. Evde de 2 kedi daha vardı. Boynunda kocaman bir yarası vardı, sabah farkına varır varmaz veterinere götürdük. Orada da genelde büyükbaş hayvanlardan anlayan veterinerler vardı. Oksijenli su, tendürdiyot derken düzeldi yarası ama hala tüy çıkmaz orasında.

20 yaşındaki bir kedi neredeyse 100 yaşında bir insan gibi. Siz Kızım’ın bebeklikten, gençkızlığa, olgun dişilikten yaşlılığa kadar tüm evrelerini gördünüz. Hangi dönemi daha güzel?
Her dönem çok farklı. Şimdi tüm lanetliğiyle ve tersliğiyle kocakarı döneminde. Şöyle biraz ters tutayım kucağımda, hemen Miyavv Miyavv diye söyleniyor. “Aman, emrin olur, hemen” diyorum, düzeltiyorum. Özellikle yaşlılığın bu son döneminde bana bağımlı yaşadığı için çok yakınız. 17 yaşında ayağı kırılana kadar hiç bir sağlık sorunu yoktu. Artık son zamanlarda ağrısı oluyor, hemen rahatsızlanıyor, çok zor koku alıyor, gözleri zor görüyor.. 3 seneden beri sadece bir gece evin dışında kaldım. Onda da sistemi bilen bir refakatçı geldi baktı Kızım’a. Ki ben yolculuk yapan adamım. 3 seneden beri hanımın yüzünden gidemiyorum. Çünkü bağımlı yaşıyoruz. Bazen çişini kakasını tutamıyor, kendini yalayarak temizleyemiyor artık. Özel bakımları var. Bunca yıldan sonra ben onu tutmayı öğrendim, o da o tutmaya alıştı. Tabi ki veteriner çok daha iyi tutar ama benimle evde daha rahat, kendini güvende hissediyor. Sinir olsa da biliyor ki sadece yıkanacak, kurulanacak. Alışkanlıktan dolayı bırakamıyorum. Birbirimizin sistemlerine alıştık. Yemek yedikten sonra ağzı silinecek, ıslak bezlerle 3-4 günde bir genel temizliği yapılacak, kendini artık yalayamadığından temizlendiğinde çok rahat ediyor. Bir de atık ona baktığım zaman karnı mı ağrıyor, midesi mi kötü hemen anlayabiliyorum. Ne istediğini biliyorum.
Kızım, her zaman çok yabaniydi, dışarı çıkmazdı, zil çalsın korkar, hemen arka odalara kaçardı. Etrafta göremezdiniz onu hiç. Görülmediği için de kıymetli olurdu. İnsanlarla yakın bir ilişkisi yoktu, diğer kedilerle de çok içli dışlı değildi. Örneğin, Kızım’dan önceki Vızvız tam tersi, inanılmaz sosyal bir kediydi. Eve gelen herkesin hemen kucağına çıkardı. Misafir severdi.

20 yıl çok uzun bir süre... İnsanlar bile biriyle 20 yıl birlikte yaşamakta zorlanabiliyorlar. Siz bu beraberliği nasıl sürdürdünüz?
İnsanda iki ayrı düşünce var. Aynı evi paylaşıyorsunuz. Birinizin yediğini öbürü beğenmeyebilir, başka program seyretmek isteyebilir, başka müzik dinleyebilir... Normali de budur zaten. Kedide, öyle değil, bir kere dünyalar farklı. Onun yediğini ben yemem, onun dinlediğini ben dinlemem, zaten duyamam. Benim yaptıklarım onun umurunda değil. Ona rahatsızlık verme ihtimalim yok. Onun bana vereceği rahatsızlık da sadece etrafa tuvaletini yaparsa. Ama artık onun durumu da özel bir durum.

Bu kadar uzun yaşamanın bir sırrı var mı?
Bir sırrı yok. Kızım en uzun yaşayan kedim. 6 senedir yalnız yaşıyoruz. Ondan önceki kedim Vızvız’ı 13 yaşında kaybettim. Başka hiçbir kedim bu kadar uzun yaşamadı. Bir kedi ailemi böbrek sorunundan kaybettim. Bir ara devamlı Veteriner Fakültesine taşınıyorduk. Bir gün, Çetin Hoca vardı, “oğlum sen hla mezun olamadın mı” diye beni azarladı. Devamlı bir öğrenciyim ama bir türlü mezun olamıyorum. Adamcağız, normal öğrencilerden daha çok beni görüyordu.

Siz Türkiye’nin önde gelen naif ressamlarından birisiniz. Naif resimi nasıl tanımlarsınız?
Naif resim, çocuksu duyarlılığını yitirmemiş, akademik eğitimden geçmemiş, hiçbirşeyden etkilenmemiş, kendi kurallarını kendi getiren, resmin akademik kurallarına bağımlı olmayan resimdir. Onun için her naif resim özgündür. Benim resimlerim artık naiflikten çıktı. İşin içine kaygı girdiği zaman naiflik de gider. Naiflik gidince üzerine koyacak birşeyiniz varsa devam edebilirsiniz, yoksa bu iş biter. Öncelikle işin içine sanat kaygısı giriyor. Şurasını şöyle yapsam daha mı iyi olur acaba diyorsunuz, etkilendiğiniz şeyler ortaya çıkıyor.

Günümüz şartlarında bir metropolde yaşayıp da hiçbir şeyden etkilenmemek ve bunu naif bir resme dökmek ne kadar mümkün?
Bir çiftlik evinde yaşıyorsanız, başka ressamlarla konuşmuyorsanız, sergileri takip etmiyorsanız, tamamen kendi dünyanızda kapılarınızın ardında yaşıyorsanız naif resimler yapmanız olağandır. Yıllar sonra da torunlarınız yaptığınız resimleri gün ışığına çıkarır. Günümüzde bu tabiki çok zor. İlginç bir nokta olarak, naif ressamların nerdeyse hepsinin kedisi vardır. İllaki kedi resimleri yapmışlardır. Naiflikle kedi arasında bir çekim var. Ayrıca naif ressamlar evlerinde oturur daha çok, hayatları evleri içindedir. Bu tip yaşamların içinde muhakkak kedi de yer alır. Türkiyedeki naifler grubunun nerdeyse hepsinin kedisi vardır.

Kedi çiziyor musunuz? Siz resim yaparken Kızım’ın ilgisini çekiyor mu?
Benim her resmimde bir kedi olur, büyük ya da küçük. Ben resim yaparken Kızım, özel bir ilgi göstermiyor. Ama yıllar önce başka bir kedim vardı. O, 3-5 resmi mahvetti. Resmi yapıp masanın üzerine koyardım, gelip hemen patilerdi. Resim gitti neyse de, yağlıboyayı kedinin tüylerinden çıkarmak büyük sorun olurdu. Tiner sürsen olmaz, gaz sürsen olmaz, sabunla zor çıkıyor, ciyak ciyak o bağırıyor. Tabi odaya almamak diye birşey söz konusu değil. Bu ev onların çünkü biz konuk olarak oturuyoruz evde.





Arkadaşım karafatma..
Birkaç yıl önce ilginç bir olay yaşadık. Benim balkonuma hep kargalar, güvercinler gelir. Arta kalan mamaları veririm. Bir de evimizde karafatmamız vardı. Kocaman. Çıkar geceleri dolaşırdı. Kızım, böceği öldürmesin diye karafatma ortaya çıkınca ben de Kızım’ın peşinden giderdim. Karafatma ortaya çıktı mı, Kızım da hemen takibe başlardı. Böcek yürür, arkasından kedi yürür. Kızım, devrilip yatar, karafatma bunun patilerinin üstünde dolaşırdı ve Kızım hiçbir şey yapmazdı. Ben her seferinde tetikte olurdum ama. Kedi bu; avcılık güdüsüyle çat diye her an öldürebilir karafatmayı. Bir gün televizyon seyrederken, karafatma dolaşmaya çıktı. Kızım için karafatmasıyla dolaştığı normal günlerden biriydi. Televizyona dalmışım, birden koltuğun arkasında ciyak ciyak sesler geldi, bir çıngar koptu. N’oluyor deken; kargalardan biri içeri girmiş, Kızım’ın ağzında tüyler, karga yolunmuş...
Daha önceleri balkon kapısı açık olsa bile birbirlerine bir şey yapmazlardı. Karga onu tanır, Kızım da kargaların geleceğini bilirdi. Birbirleriyle hiç ilgilenmezlerdi bile. Kargalar bunu kedi yerine koymazdı, Kızım da onları karga yerine koymazdı. Karafatma aralarına girdi sanıyorum. Muhtemeldir ki karga, böceği yakalayıp yemek istedi ve Kızım da ona bu yüzden saldırdı. Çünkü sonra bir baktım, karafatma tıkır tıkır son sürat duvarın kıyısından içeri kaçıyor, ardından Kızım korumalığını yapıyor.

Voleybol Topu Yakalayan Kedi...
Bir arkadaşım akşamları bana uğrarken kedisini ceketinin cebine koyar, öyle gelirdi. Bu, 3 renkli dişi, yüzünden haydutluk akan bir kediydi. Televizyonda voleybol maçı seyrettiğimiz bir gün, diğer kedilerin ilgisini pek çekmeyen maçı, Haydut, pür dikkat seyrediyordu. Servislerde topun ekran dışına çıkmasıyla, Haydut da televizyonun arkasına geçip topu aramaya başlardı. Ve bunu her top kaçışında tekrarlardı.

18.10.2002

  İlgili Başlıklar
'Kediler' Karma Resim Sergisi Açıldı...
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (7 adet)

 

Yazan: Konusankedi

Tarih: 10 Mart 2004

Saat: 17:27

selcuk beyin 20 yasını gecen kedisi yazın hayata gözlerini yummus... :(


 

Yazan: mtolu

Tarih: 21 Aralık 2002

Saat: 20:06

Sitenizde de fotoğrafi olan kedimiz Nisan'ı bir ay once 17.5 yaşinda kaybettik. Bu, cok buyuk bir aci. Dilerim bu saygi dolu beraberliginiz uzun yillar surer. Kizimiz'i bizim icin opun lutfen


 

Yazan: rofw

Tarih: 28 Kasım 2002

Saat: 10:08

Gerçek bir dost!


 

Yazan: belizsenyuz

Tarih: 14 Kasım 2002

Saat: 10:38

gidisini öpmek istiyorum, benim yerime yapin lütfen!


 

Yazan: ozlemmavis

Tarih: 28 Ekim 2002

Saat: 15:13

Kediniz gerçekten çok sevimli!


 

Yazan: aduman

Tarih: 22 Ekim 2002

Saat: 16:27

selçuk bey sizin yazınızı okuduktan sonra inanın moralim biraz düzeldi çünkü benimde 14 yaşında bir kedim var ve bir şey olacak diye ödüm patlıyor selamlar


 

Yazan: skent

Tarih: 20 Ekim 2002

Saat: 19:53

Selçuk bey, kedinizle 20 yılı paylaştığınız için ne kadar şanslı olduğunuzu biliyormusunuz?
Selamlar.

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  acelebi - Melike Öner'i...
  luckiya - Pina'ma Mektu...
  luckiya - Narçin Koşder...
  luckiya - Kediler Ölmez...
  maiamelike - Kedigen'in...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.