Kedigen'in Öyküsü

Üye Adı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
Sinemacı Bülent Oran'ın Kedi Tutkusu

Bülent Oran, sinemanın oyunculuktan, yönetmenliğe, görüntü yönetmenliğinden senaristliğe kadar hemen her alanında çalışmış, kendi deyimiyle bir "zanaatkar". Mizah hikayeleri yazarken 1953 yılında Talat Artemel'in ısrarları üzerine ilk senaryosunu yazarak sinema dünyasına girdi. O zamandan bu yana 30'u aşkın filmin senaryosuna imza attı, birçok ödülün sahibi oldu Bülent Oran. Başarıları ona, 2001 yılında ''Yaşam Boyu Onur Ödülü''nü kazandırdı.
Aralarında Devlerin Aşkı, Zulüm, Hayatım Sana Feda, Ayrılsak da Beraberiz, Malkoçoğlu Krallara Karşı, Gol Kralı'nın bulunduğu 30 aşkın filmin senaryosunu yazmış olan Bülent Oran, 1971 yılında Ankara Ekspresi filmi ile En İyi Senaryo dalında 8. Antalya Altın Portakal ödülünün sahibi oldu. Hayatının her safhasında kedilerle birlikte yaşayan Bülent Oran'ı son zamanlarda İkinci Bahar ve Babaevi dizilerinde de izledik. En büyük tutkusunun resim olduğunu söyleyen Bülent Oran geçtiğimiz aylarda Galeri Oda'da ilk resim sergisini açtı. Bülent Oran ile Galeri Oda'da Kedigen için görüştük.
Bugüne kadar sanatın bir çok dalıyla ilgilendiniz. Sizce sanatçı ile zanaatkar arasındaki fark nedir?
Sanatçı, yaratıcıdır. Sanatını ustaca ve iyi şekilde yapar. Zanaatkar, işini iyi yapar. Ben işimi iyi yapıyorum ve yaptığım şeylerin sanat ağırlıklı olduğunu iddia etmiyorum.

İlk serginizde camaltı gibi zor bir tekniği tercih etmenizdeki neden nedir?
En büyük tutkum resimdir benim. Sinemadan da önce gelir. 65 yıldır resim kitapları toplarım, sergilere giderim, koleksiyon oluşturmaya çalışırım. En çok da naif resimler ilgimi çeker. Camaltının buna yakın bir havası var. Camaltı resimlerinin eskiden evlere, dükkanlara uğur getirdiğine inanılırdı. Hatırlarsınız, kasaplarda, bazı manavlarda camaltı yerel motifli resimler asılı dururdu. Bu teknik artık unutulmak üzere. Hem camın dayanıklı olmamasından hem de fazla para getirmemesinden dolayı, bu sanat ölüyor. 21 resmimden 18 i satıldı. Ben bunu, unutulmuş sanatın yeniden canlanması gibi görüyorum.
Kediler hayatınıza nasıl girdi?
Kedili bir evde doğdum ve tüm yaşamım kediler arasında geçti. Küçükken evde kedi olduğu halde sokaktan gizlice başka kedileri getirip beslemeye çalışırdım. Anneannem, sonradan kabullenirlerdi. Eskiden her evin bir kedisi vardı, evin uğuru sayılırdı. Bahçe katında otururken bir ara 17 kediyle birlikte yaşıyordum. Hayatımda ilk kez 3 aydır bir kedim yok. 15 yaşındaki kedim Zubin öldüğünden beri, başka bir kedi alamadım yanıma. Ona ihanet ediyormuşum gibi geldi.
Kedilerle ilgili bir çalışmanız oldu mu?
Ben sinemadan önce mizah yazıları yazıyordum. "Ayşe kedi" adında bir çocuk kitabım var. Ancak kedilerle ilgili bir film çekmeyi düşünmedim çünkü kedileri yönetmek çok zordur.

Her kedinin size verdiği başka duygular vardır ancak, sizde özel bir yere sahip kedileriniz oldu mu?
Unutamadığım 3 kedim oldu. Ömer Şerif, Nastasya ve Zubin. Onlarla gözgöze geldiğimizde konuşuyor gibiydik. Dokunmaları bile farklıydı. Aranızda her kedide olmayan farklı bir bağ oluştuğunu hissedersiniz. Özellikle insan tek kediyle yaşayınca daha bir bütünleşiyor. Hayvanlar, siz iyi ve yürekten davranınca karşılığını kesinlikle veriyorlar. Bunu çok net hissedebiliyorsunuz. Çok kediyle yaşayınca da çok eğlenceli bir ortamın içinde buluyosunuz kendinizi.
Kedilerle ilgili başınızdan ilginç bir olay geçti mi?
Kurtuluş'ta 6. katta 6 kediyle birlikte yaşadığım zamanlarda aşağıdaki kafeye gider ve senaryo yazardım. Bir gün, 6.katın penceresinden bir kedinin düştüğünü ve öldüğünü söylediler. Gözümden yaşlar boşandı, öldü mü diye. Ağladığımı gören ve başın sağolsun diyenler, kedim için ağladığımı duyunca, gülerek, "aman bir kedi için ağlanılır mı yahu" dediler. Bunu unutamam hiç.
Bir de kedilere nankör denmesine bozuluyorum. İnsanlar bir lokma yemek verdiler diye karşılarındaki hayvanın onlara köle olmasını bekliyorlar. Kedi, onurludur. Kızar, istemediği zaman yüz vermez. Kişilikli olmak onu nankör yapmaz.
Siz yönetmen, oyuncu, senarist olarak sinemanın her alanında yer aldınız.

Filmlerde hayvan kullanılmasına nasıl bakıyorsunuz?
Bir filmde hayvan öldürülüyorsa yasal olarak yaptırımları olmalı en azından. Hayvan, sevgi unsurunu pekiştirmek için kullanılıyorsa, bu durum hayvanı sevmeyenlere bile sevdirebileceği için yararlı olabilir.
Son günlerde bir kedinin reklam çekimlerinde ölmesiyle başlayan tartışmalara bakış açınız nedir?
Filmlerde çok kalabalık bir ekiple çalışırsınız. Ve herşeyi kontrol etmek yönetmenin görevi değildir, zaten yetişemez de. Filmlerde hayvanlar daima ilgi çeker. O reklamın başarılı olmasındaki en büyük neden de oydu. Çok sevimli ve sempatik minik bir kedi kullanmak. Her şeyden önce o sevimli kedi, Sinan'ın oyuncusuydu, herkesten çok o onunla zaman geçirdi. Kaldı ki, evinde hayvanlarla birlikte yaşayan biridir. Açıkçası, bu olayda Sinan Çetin'i suçlayamam. Hemen alevlenen olayda, birçok "hayvansever" konuyu tam olarak araştırmadan, kulaktan dolma bilgilerle, "çekimde kediyi öldürmüşler" gibi agresif tavır içine girdiler. Ben bu uslubu hayvanseverlere yakıştıramadım.

15.08.2002

  İlgili Başlıklar
Duayen senarist Bülent Oran’ı kaybettik
    Yorum Yaz

 

Yorumlar   (1 adet)

 

Yazan: shandee

Tarih: 13 Nisan 2003

Saat: 02:06

Siz öyle tatlı bir insansınız ki... Beyazperdenin tüm kahrını ,derdini çeken sizlersiniz ama kaymağını yiyenler yeni yetmeler.. Siz ne cefakarsınız ... Umarım herşey gönlünüzce olur , hak ediyorsunuz çünki..

Sayfa başına dönmek için tıklayın
  acelebi - Melike Öner'i...
  luckiya - Pina'ma Mektu...
  luckiya - Narçin Koşder...
  luckiya - Kediler Ölmez...
  maiamelike - Kedigen'in...
Kediler Ölmez, Onlar...
“Kediler ölmez onlar sadece giderler ve bir daha geri gelmezler...”   Böyle diyordu yıllar önce okuduğum bir yazıda... Devamı >>
Pençeli Paylaşımlar
Pençemiz, 9 ayını doldurdu. 21 günlükken evimize gelmişti. Kızımız Cemre, annesi Pençe'yi  beslemeyi reddettiği içi... Devamı >>
Bir Kaşık Paspas, Bi...
'Birden fazla kedi olur mu evde?', 'Bizimki, yeni geleni kabul etmedi geri vermek istiyoruz', 'Yeni bir kedi geldi, eski... Devamı >>
Köşegen Yazarları
Köşegen- Hasan Öztürk - T...
Hacer Kaya - Bencilliğin ...
Zeynep Balkay - Onlar ve ...
Erol Onur - Gitme Zamanı
Vet. Hek. Hakan Boyar - K...
Fadime Yalçınkaya - İnek ...
Bahadır Altay - İranlı
Aydın Can Bekoğlu - Bidon...
Seda Becer - Nedeni Bilin...
Erdal Kaplanseren - Çocuk...

COPYRIGHT © 2000. Her hakkı saklıdır.