|
Ceviz, erik, incir ağaçlarının gölgesinde küpler, amforalar, su kapları, kediler ve bir de köpek... Burası, Kedigen için söyleşi yaptığımız seramik sanatçımız Naile Cimit'in Kuzguncuk'taki atölyesi.. Elleriyle şekil vermeye ortaokulda başlayan Naile Cimit, ilk olarak daha önce hiç görmediği büyükannesini yaptı. Pamuk ve kitreden yaptığı bu minik büyükanne ona ilk ödülünü getirdi. İzmir'deki lise yıllarında seramiğe yoğun bir ilgi duyan Naile Cimit, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ni kazanmasına rağmen babasının itirazlarıyla eğitimine İzmir'de devam etti. Bu sırada sergi açmak için İzmir'e gelen Ünal Cimit ile tanıştı ve evlendi. İstanbul'a taşınan Cimitler, kısa bir süre sonra Kuzguncuk'a yerleşti. Naile Cimit, bir süre önce yitirdiğimiz seramik sanatçımız Ünal Cimit'e 13 yıl asistanlık yaptı. Bugüne dek sayısız kişisel ve toplu sergide yer aldı. 20 yıldır Kuzguncuk'ta yaşayan Naile Cimit, atölyesinde kişisel çalışmalarının yanısıra seramik dersleri de veriyor.
|
Bahçenizde kediler var. Bu kedi sevginiz nereden geliyor? Kedi sevgim bebekliğimden geliyor. Kendimi bildim bileli hep sevdim kedileri. İlk kedimi İzmir'deyken almıştık ve o kaçınca çok ağlamıştım. Sonra babam üzüntümü hafifletmek için bir maymun aldı. Fakat maymuna bakmak çok zor, çok hareketli bir hayvan. Annem altını pisletiyor diye, bez bağlardı. O da büfenin üzerine tırmanır, bezi çıkarıp elinde sallardı. 15 günün sonunda annem pes etti. Ya o gider ya ben dedi, annem kaldı. Babam da hayvanları çok seven bir insandır. Maymundan sonra bir kedi ve bir köpek aldık. Annem maymundan sonra iki hayvanı da kolayca kabul etti. Hayvanların tüm pisliği ve bakımıyla annem ilgileniyordu. Genelde çocuklar hayvan ister, büyükler alır. Ama ben bu noktada çocuklara daha çok sorumluluk verilmesinden yanayım. Hayvan bakmak istiyorlarsa, onun herşeyiyle ilgilenmeyi de öğrenmeliler. Bundan sonra da hayatımdan kediler hiç eksik olmadı. Şu anda daimi olarak benimle birlikte yaşayan atölyede Panda ve Miyase adlı iki kedim, evde ise bir kedim var: Pamuk, yani evin sahibi. Evin sahibi ile birlikte yaşamaya nasıl başladınız? Pamuk'la tanışmamız, yıllar önce onu arabanın altından kurtarmamla başladı. Sahibi cins kedi (Ankara kedisi) olduğu için onu satmaya niyetlenmişti. Ona "Sen bu hayvanı satıyorsun ama az kalsın eziliyordu" dedim. O da "al senin olsun o zaman" deyip Pamuk'u bana verdi. İşte bu kaprisli kadınla o gün bugündür beraberiz. Peki, bize biraz anlatır mısınız bu kaprisli kadını? Pamuk ile çok anımız var. Ancak istemedeği birşeyi yaptığım zaman hemen kaprisini yapar. Bugüne dek defalarca doğurdu. Tabi yavrular biraz büyüdüktern sonra onlara bakıp büyütecek birilerini aradim ve yavruları verdim. Her defasında yavruları gittikten sonra benimle konuşmaz, elimden yemek yeme. Bu yaklaşık bir ay sürer. Arkadaşlarım gelir ve onu beslerler. İşte böyle kaprislidir benim Pamuk'um. Ayrıca evin hakimidir de. Bir arkadaşım gelmişti yatıya bana. Yatağımı ona verdim, ben divanda yattım. Evin sahibi Pamuk ona rahat vermemiş bütün gece. Patisiyle örtüyü çekiştirmiş, onu kaldırmaya çalışmış, kalkmayınca da en sonunda misafirimin kulağını ısırmış. Ama çok iyi bir anne oldu. Doğurduğu zaman yavrularını eğittiğini gördüm. Onlara tuvalet eğitimi verdi. Yavruları eğitmek için patisiyle vurup onları kuma götürüyordu. Yavrular hiç etrafı pisletmeden nereye yapacaklarını öğrendiler.
|
Pamuk gibi köpeğiniz Çikita da yıllardır sizinle berabermiş. Bu iki eski dostun ilişkisi nasıl? Pamuk evinin kadını, Çikita ise daha çok atölyede bahçede. Ama size birşey anlatacağım. Bundan birkaç yıl önce burada köpeklerimi zehirlediler. Çikita'yı eve getirip bakmaya başladım. Ve hastalığı boyunca Pamuk onun başından ayrılmadı ve onu bir anne gibi yaladı. Bu sanıyorum dostlukları hakkında size bir fikir vermiştir. Şimdi gelelim, atölyede bahçenizdeki kedilere... Burada daimi olan iki kedim var; Miyase ve Panda. Tabi bunların dışında buraya gelip giden, yemeğini yiyip çıkan birçok kedi var. Panda'yı Ereğli'de bir arkadaşım araba motorunda sıkışmış bulmuş. Zarzor çıkarmışlar, bana getirdi. Ben kedinin yüzünü görür görmez, o kediyi veremeyeceğimi anladım. Ertesi gün arkadaşım kediyi almak için geldiğinde, vermedim. Panda çok minikti, onu tutar tutmaz elimi emerdi, büyüdü hala emiyor. Uzun yıllardır birlikte yaşadığım köpeğim Çikita ve kedim Miyase, Panda'yı kolayca kabul etti. Hele Çikita, Panda daha bebekken, ona bir anne gibi baktı. Onu korudu, ısıttı, yemeğini kolladı. Köpek ve kedi ilişkileri harikaydı, hala öyledir. Nasıl Pamuk ona bakıp yaladıysa Çikita da Panda'ya aynı şefkati gösterdi. O halde kedi ve köpek ilişkileri hakkında sizin söyleyeceklerinizi dinleyelim: Kedi ve köpeğin ezeli düşman olduğu doğru değil. İnsanlar müdahele etmediği zaman birbirleriyle çok güzel anlaşıyorlar. Birçok kedi ve köpeğim oldu, hiçbirinde ciddi bir kavgaya tanık olmadım. Gördüğünüz gibi tam tersi, kardeş kardeş anlaşıyorlar. Peki Panda ile Miyase'nin ilişkisi nasıl? Miyase, yeni doğurmuştu. Yavruların bazıları zaten ölü doğdu, sağ olanlar da birkaç gün içinde öldüler. Panda, Miyase ile birlikte günlerce yavruları aradı. Kediler arasında hiç kıskançlık olmuyor mu? Panda mesela, Miyase dışında hiç bir kediyi bahçeye sokmuyor. Alan koruyor. Ayağı kırık bir köpek vardı bir ara bahçede baktığım, ona bile sınır koydu. Belli bir noktadan sonra köpeğin geçmesine izin vermezdi.
|
Çalışmalarınızda kedi size ilham kaynağı oluyor mu? Oluyor tabi. Başta kedi çizimi yapmıyordum, sonra kedi figürleri yapmaya başladım ve insanların beğendiğini gördüm. Kediler benim çocuğum gibi, hayatımı dolduruyorlar. Sabah ilk onları besliyorum sonra kendim yiyorum. Sokakta bir kedi yavrusunun ağladığını duysam çıkar bakarım hemen, hiç üşenmem. Geçenlerde çocuklar bir yavru kedi bulmuşlar. Kim bakar buna deyip bana getirdiler. Burada bakıldı tabi ki. Kedigen'de geçen ayki tartışma konumuz kısırlaştırmaydı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bence dişi kedileri en az bir kere doğum yapmadan önce kısırlaştırmamak gerekli. Hiç olmazsa bir kez anneliği tatsınlar isterim. Pamuk'u kısırlaştırdım ancak, defalarca anne olduktan sonra. Miyase'yi ise bir sonraki doğumundan sonra kısırlaştıracağım. Bu yıl doğurdu ama anneliği tadamadı, çünkü yavrularının yarısı ölü doğru, kalanlar da öldüler. 14.08.2002
|