|
Yıllardır birçok yerde karşımıza çıkan bir isim Billur Kalkavan. Sosyetik güzel, seksi ve çılgın kadın, sivridilli bir asi olarak... Medyatik görüntüsünün yanında Billur Kalkavan'ın daha az bildiğimiz bir yönü daha var: Billur, sokağındaki kedileri belli aralıklarla veteriner hekime taşıyıp bakımlarını yaptıran, onları kısırlaştırıp sahiplendiren, şu anda da evdeki 3 kedisiyle birlikte yaşayan bilinçli bir hayvansever. Evinizde şu anda 3 kedi ile birlikte yaşıyorsunuz. Çocukluğunuzdan beri kedilerle birlikte miydiniz? Ben kedilere hiç sahip olmadım. Hep onlar bana sahip oldular. Çocukken evde herkesin bir kedisi vardı, annemin, babamın, kardeşimin. Her yatakta başka kedi yatardı. Kedisiz bir hayat düşünemiyorum. Annem biz hastalanınca veteriner hekime çağırırdı. Konuşamayan bir hayvanı iyileştirebiliyorsa senin kadar konuşanı haydi haydi iyileştirir diyerek. Hayvan sevgisinin oluşmasında yetişitirilme tarzı ve ailenin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de birçok insanda hayvan fobisi var. Tedavi yönüne de gitmiyor çoğu. İnsanlar kendilerine bir sürü engeller yaratıp sonra da hayattan şikayet ediyorlar. Mutluluğu dışarıda arıyorlar. Kendi içimizde değil de sanki başka bir yerdeymiş de yakalayamıyoruz gibi mutluluğu..Beni de çok hayvan tırmaladı, ısırdı, kuduz aşıları oldum ama katlanırım hayvan sevgisi için. İnsanlara aşık olup neler çekiyoruz. Şu anda Mümtaz, Ksuki ve Balkız ile birlikte yaşıyoruz. Şimdi ben üçünün olduğum için hangisine daha çok aitim kavgası yaşıyoruz. 14 yıllık hayat arkadaşım Mümtaz'ın aile yaşantısı ilginçtir. Balkız ile Mümtaz aşk yaşarlarken, Ksuki kuma olarak geldi. Ksuki çok bebekti geldiğinde, Mümtaz erkek kedi olmasına rağmen anne gibi baktı, ona yalamayı öğretti, koynuna aldı, korudu onu. Ve Mümtaz'la aralarında tuhaf, obsesif bir ilişki başladı. Mümtazın Ksuki'ye karşı çok garip bir koruma içgüdüsü var. En ufak bir şeyde ikisi bir olup Balkız'ı dışlar hatta düşman gibi davranırlar.
|
Kedileriniz arasında hangisi karakterinize daha yakın geliyor? Genel olarak kedi, karakterime uyuyor. Sıcak sever, sokulgandır ama özgürdür. Kendi istediği olsun ister. Evdeki kedilerimden hangisine benziyorum diye sorarsanız, hiçbirine fazla benzemiyorum. Biri çok içine kapanık, korkak, biri fazla oynak. Mümtaz bencildir çok. Onun paşa koltuğu vardır, kimse oturamaz ondan başka. Eve hakimdir, beni her yerde izler, yatak odamda bile.. Ksuki, çok müdahalecidir, dağdan gelip bağdakini kovan cinslerden. Ama seyahate gittiğim zaman en çok Mümtaz'ı özlerim. Kediler de insanlar gibi karakteri olan hayvanlar. Onların da beğenileri, sıkıntıları, huyları var. Kedi diyince hayvanın sabit bir karakteri yok ki.. Mümtaz'ın kedi suretinde bir insan olduğunu düşünüyorum. Hayvanların kısırlaştırılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sokakta da ondan fazla kedim var, hepsinin ismi vardır, hepsi ameliyatlıdır. Her sene topluca yakalayabildiğim kadar kediyi kısırlaştırıyorum. İnsanlar, hayvanların seks hayatına engel oluyorsunuz diyor.. Kediler, insanlar gibi seksi sevgi için yapmıyorlar, üremek için yapıyorlar. Onun için de zevk almayacaksa ve sırf üreyecekse, üremesinler daha fazla. Dünyanın hiçbir yerinde kedi sokakta yaşamaz. Tanrı, aslanları yaratmış ve o kadar beğenmiş ki onları, insanlar için de kedileri yaratmış. Ben diyorum ki, kediler organik birer oyuncak bizim için. Onlara iyi bakmalıyız, evimizin başköşesinde olmalı. Onlarla ilgilenmeliyiz.
|
Ya kedilerin "nankör" olması? Bazı insanlar, yemek verdikleri zaman karnı doyunca kucağa gelmiyor diye kediye nankör diyorlar. Kedi bu, canı istemezse gelmez. Biz her yemekten sonra bize yemek ısmarlayanın kucağına oturuyor muyuz? Ama kediler, bizim gibi davrandığı için insanlar sevmiyorlar kedileri. Köpek seviyorlar çünkü insan zavallı bir yaratık ki, kendine tabii olunsun istiyor. Siz bir ara köpeğiniz de oldu. Kedi ve köpekle yaşamanın farkları neler? Amerika'da birkaç yıl köpekle birlikte yaşadım. Ama yoruldum ve sıkıldım. Köpek mütemadiyen ilgi bekler, gezdireceksin, dolaştıracaksın, tuvalet olayını öğrenene kadar her yer batar. Ben titiz biriyim. Dünyanın en temiz hayvanı kedi daha bana uygun. Tuvaletlerini bir örtüşleri var, bin kez seyretmiş olsam da hala şaşırırım. Tuvalet kapları henüz temizlenmemişse, Ksuki salonda buldukları kaplara yapar. Ama yine de yere yapmaz. Pisliğini gizleyebileceği bir yere yapar. Ya da lavabonun deliğine yapar. Sokak kedisi de öyle, hep kapayabileceği yerleri seçer. Önce reklam çekimlerinde, ardından BBG evinde kedilerin ölmesi herkesi çok üzdü. Siz televizyon dünyasından bir insan olarak bu yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? Çok büyük bir ihmalkarlik. Kimse bir konuda sorumluluk almıyor. Hayvanı alıyorlar petshoptan, sette birinin o hayvanın bakımını üstlenmesi gerekir. İşleri görüldü ya, unutmuşlardır hayvanı. Bu bizim için de geçerli. Bir programa çağrıyorlar, program bitince yüzüne bakmıyorlar. Bu konunu böyle yansıması iyi de oldu medyaya. Ama tamamiyle Sinan Çetin'e yüklenilmesini yanlış buluyorum. Belki böyle bir şeyin olduğunu bilmiyordu bile. Ama ben orada yetkili kişi olsaydım bir kere o hayvana ilaç verilemesine karşı çıkardım. Bizim sette de hayvanlarla çalıştığımız oluyor. Sette hayvanlara bir şey olsa yönetmeni suçlayabilir misin? Bu, onu ayarlayan koordinatorun işidir. Ama, hayvanlar konusunda duyarsızız. Sete eşek geliyor, ben o eşeğe de bakıyorum. Bütün gün susuz kalmış hayvancağız ve kimsenin aklına hayvana su vermek gelmemiş. Gözleri akıyordu, çay pansumanları yaptım. Bu olaylarla ilgili olarak medyaya yansıyan haberler farklı tartışmalar yarattı. Bunlardan biri de hayvan severlikle ilgiliydi. Sizce etrafta çok hayvan sever var mı? Gerçek hayvan sever çok az insan var. Hayvan bakmak sadece evine alıp beslemek değildir. Onların ihtiyaçlarını karşılamak, bakımlarını yapmak, ilgi göstermek, onları taramak, eşit derecede okşamak.. Bir de çok kedili evde yaşayınca bu daha da zorlaşır çünkü birbirlerini kıskanmaya başlarlar.
|
Türk insanının hayvanlara karşı davranışları nasıl? Bence, bu bölgelere göre değişiyor. İstanbuldan bahsediyorsak moda olan hayvanlar alınıyor mesela. Son zamanlarda golden retrieverler moda oldu. Bunu uyuz oluyorum çünkü bundan 2 yıl önce dalmaçyalı modaydı. Nerede onlar şimdi. Yeni hayvan almak için eskileri öldürüyorlar mı? Bizim insanımız özellikle doğa konusunda yeterli bilince sahip değil ne yazık ki. Çok az şey geri dönüşümlü. Her gün 3 tür canlı tükeniyor dünya üzerinden. Yurtdışında sokakta hayvan göremezsiniz. Hayvanlar toplanıp barınaklara götürülür, belli bir zaman içinde sahip bulamayanlar uyutulur. Türkiye'de ise hayvanlar çeşitli tehlikelere boyun eğerek sokaklarda yaşar. Hayvanlar sokakta yaşamaktan daha mutlu, bu doğru; ama bizde sokaklar güvenli değil. Yöntem de yanlış. Bu hayvanların çoğu mikrop taşıyor, insanların, çocukların gözleri önünde zehirlenerek can çekişip ölüyorlar, öldürülüyorlar. Yurtdışında yapılan daha doğru geliyor. Çünkü bunu bir kere yaparsın, sessiz ve gözlerden uzak. Gerçi Türkiye'de uzun sürecek bir prosedür bu çünkü sokaklar hayan dolu. Ben de istemem hayvanların öldürülmelerini ama bizdeki gibi sokaklarda herkesin gözü önünde hayvanları zehirleyerek, boğarak, tüfekle vurarak.. bu olmaz..
|
Son zamanlarda haber olan klonlama hakkında ne düşünüyorsunuz? Çok sevdiğiniz kedilerinizi klonlatır mıydınız? Genetikle fazla oynanmasından yana değilim ben. Tanrı insanlar gibi hayvanlara da bir ömür biçmiş. Mümtaz ile 14 yılımı geçirdim, hayatımın bir parçası. Günün birinde ömrü bitecek, ölecek ve ben başka bir kedi alacağım. Neden Mümtaz'ın aynısından yaptırayım. Dünyada kedi mi kalmadı. Değişik bir varlıkla zaman geçiririm, değişik bir tecrübe olur benim için. Ben hayatı öğrenmeye geldiğimizi düşünüyorum. Benim burada öğreneceklerim bitince belki başka bir tecrübe için yeniden geleceğim. Ne kadar seversen sev, evrenin kurallarına biraz saygılı olmak lazım. Kaldı ki, klonlanacak canlı ile yaşadıkların geçmişte kalmış olacak, aynı canlı olmayacak ki, her şeyi baştan öğreteceksin, baştan yaşayacaksın.. Klon, düzgün kullanılırsa, tıpta örneğin iyi bir şey olabilir ama insanları görüyorsunuz kendisini dondurtuyor. Bu ne bağlılık, ne kendine düşkünlüktür! Madem bu kadar bağlıyız, tutunuyoruz dünyaya, o zaman yaşadığımız dünyaya neden iyi bakmıyoruz? Hem her şeyi tüket hem de bencilce, sadece kendine ait bir hayat yarat. Hayat benim için sadece bana ait bir şey değil, paylaşılacak bir şeydir. Nesli tükenen hayvanları klonlasınlar, bunu neden düşünmüyorlar? 15.08.2002
|