|
Geçen ay Caddebostan’da bir kedi resim sergisi açılmıştı. Hatta bu yıl 2.si yapıldı. Nesteren Silivrili, sergiye katılan 5 ressamdan biri. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünden mezun olan Nesteren Hanım, yıllardır resim yapıyor ve farklı konularda resim yapsa bile kediler bir yerden çıkıyorlar. Konuşankedi, Nesteren Silivrili ile serginin yapıldığı Ürün Galeri’de mırrlaştı.
Bu kaçıncı kedi serginiz? Çoğunlukla resimlerimin içinde kedi oluyor ama kedi konulu bir sergiye katılma anlamında bu, 2. oluyor. Galeri sahibi kedileri çok sevdiğimi biliyor, yaptığım için çok hoş olur diye düşünerek katıldım. Konularım her zaman kedi olmuyor. Başka konularda da resim yapıyorum ama bir yerinden kediler giriyor. Çünkü kedi, insanın hayatla bağlarından biri. Çok sıcak, etkili o yüzden resimlerimin bir yerine bir kedi sokuşturuyorum.
Ne zamandan beri resim yapıyorsunuz? Ben Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü mezunuyum. Uzun zamandır resimle içiçeyim. Bir ara verdim ve vitray çalışmalarım öne çıktı. Ama 2,5-3 yıldır daha aktif olarak resime devam ediyorum.
|
Resimlerinizde hangi teknikleri kullanıyorsunuz? Şu aralarda kuru pastel kullanıyorum. Ama yağlıboya ve akrilik de yaptığım oluyor. Çünkü ben esas olanın resim yapmak olduğunu, muhtelif tekniklerin bir amaç doğrultusunda kullanabileceğine inanırım. Yani bir tekniğe bağlı bir ressam saymıyorum kendimi. Yağlıboyada daha rahatım ama pastelin de çok masalsı bir anlatımı var. Yumuşaklığını ve etkisini çok sevdiğim için şu sırada çok keyifli yapıyorum.
Kedilerin resmini yaparken size en çok neleri ilham veriyor? En basidinden çok dekoratifler. Mutlaka bir köşeyi estetik anlamda güzelleştiriyorlar. Sadece tüyleri, kuyruğu, kulakları bile olsa dekoratifler. Bakışları, bakışlarındaki kişilik, sıcaklıkları, öfkeleri, kıskançlıklarıyla çok etkililer.
Kediyle sizin karakterinizde örtüşen yanlar buluyor musunuz? Ben herkesin, eğer kedisi varsa bir şekilde onunla özdeşleitiğini inanırım ve bunu arkadaşlarımda, çevremde çok gözlemledim. Bir şekilde büyüttükleri kedilerle zaman içinde huyları birbirine benzer. Kişi asabi ise kedi daha agresif olur, çok mırıl mırıl, yumuşak bir insansa kedisi öyle olur. Hangisi hangisinden etkileniyor tam bilmiyorum ama ben de kedimle kendimi çok özdeşleştiriyorum. Çünkü ikimiz de sakin, mırıl mırıl karakterliyizdir. Ben resim yapıyorum, o beni seyrediyor, çok keyifli birşey paylaşıyoruz. İnsaların duygularını çok rahat anlayabiliyor kediler.
|
Resimlerinizdeki kedilerden bazıları evinizdeki kediler galiba? Hayatımın her döneminde evde kedilerim oldu ama son yıllarda 2 kedim var. Biri Pusika, 10 yaşında. Ben ona tombul teyze de diyorum. Bol tüylü bir tekir kedi. Pusika, bizim apartmanın bahçesinde doğup büyüdü. Ama o sırada evde başka bir kedim vardı. Onu eve almaya karar veremedim ama derken öbür kedim vefat ettim. Ve ben Pusika’yı bir ara eve alayım diye düşünmeye başladım. Hamileydi, bir kış günü apartmanın içine giriyordu, karnını doyurup dışarı çıkartıyordum. Çünkü apartmanda genellikle kimse istemiyor. Boynuma sarıldı ve titremeye başladı. Bir an öyle durduk, ne yapacağız diye. Tamam hamile olarak bana gelecek dedim. Ve öyle geldi. Bende doğum yaptı. Çok yakın ve sıcak bir şey yaşadım. Çok keyifliydi. Çok büyüleyiciydi. O bir damlacık yavruların çıkması, yalanması, annenin onları temizlemesi, evde yavaş yavaş onları eğitmesi, önlerine konan ilk ciğeri yiyişleri, ilk suyla tanışmaları... Herşeyi gözlemlemek çok güzel. Bütün yavrularını dağıttım, en son Zeytin kaldı. Evde çok kalabalık bir kadro zor oluyor.
Pusika daha önceden de bahçede birkaç kez doğurmuş ve 38 yavruya annelik yapmıştı. Bendeki doğumundan sonra kısırlaştırdık. Derken eski çocuklarından birini, başka bir aile almış, kısırlaştırmış, o aile taşınmış, bizim gri kız yine ortada kalmış. Gri kız, Grişka da bize eklendi. O daha canlı, neşeli, meraklı, içindeki düşünceleri yüzüne yansıtan bir kedi. Farklı karakterler ama ikisi birlikte çok iyi anlaştılar. Aslında 2 kedi ideal. Bir kedi çok sıkılabiliyor ama baştan bereaber büyümüş ya da birbiriyle sorun yaşamayacak iki kedi olursa çok daha mutlu oluyorlar, insana ihtiyaçları azalıyor, kendi cinslerinden bir ilişiki iyi geliyor onlara.
|
Bu arada çocukların hayvanları severek büyütülmesi bu işin başı. Aman elini sürme tırmalar, aman ısırır diye korkutarak büyütürseniz sevgisiz insanlar yetiştirirsiniz. Çünkü o hayvan sevgisi o kadar vermeye yönelik, o kadar karşılıksız ki bunu verebilen insan herşeyle barışık oluyor. En önemlisi de hayvan seven çocuk kendisiyle barışık oluyor. O yüzden çocukların büyürken kesinlikle hayvanlardan korkutulmaması gerekir.
Kısırlaştırmaya nasıl karar verdiniz? Eskiden kısırlaştırmaya karşıydım. Çünkü hayvanların doğal yaşamlarına çok fazla müdahele hakkımız olmamalı diye düşünüyordum. Ama bahçede çok mutsuz oluyorlar ve her türlü tehlikeye açıklar. Ev onların için daha güvenli. Belki mekan kısıtlı ama güvenli. Öyle yavrulamaya devam ederse benim her bir çocuktan ayrılmam büyük bir izdirap olacaktı ve çevremde herkes kedi sahibi olduğu için sahiplendirmek zorlaşmaya başlamıştı. Benim de hepsine bakma şansım yok... 38 yavrusu oldu yaşayacağını yaşamıştır diyerek, çaresiz kısırlaştırdım.
|
Hayvanların doğal hakları zaten müdahele altında. Kısırlaştırma onlar için bir kurtuluş. Tamam, annelik onlara çok yakışıyor, iyi şartlarda çok güzel anne oluyorlar ama asla bu şehirlerdeki sokaklar, çöp kutuları, saçma sapan bahçeler onların doğal yaşamı değil. Kedilerin yüzlerinde hep endişeli ifade vardır, görmüşsünüzdür. Hiçbir kedi sırtüstü yatıp, ayaklarını havaya dikerek uyuyamıyor, ki bu onların kendilerini güvende hissetikleri zamandır. Evde bunu yapabiliyorlar. Ben kedimi eve aldıktan 1-2 ay sonra yüzünde o endişeli, tedirgin ifade yok oldu. Bunu pek çok kedide de gözledim. O zaman onları hababam doğurtmanın bir anlamı kalmıyor. Mutsuz oldukları için kısırlaştırmaya ikna oldum. Hem yemek bulacak, hem yavrularını koruyacak, hem araba altında kalmamayı becerecek, bu çok zor birşey.
Siz resim yaparken kedilerinizi ilgisi nasıl? Boyalara pati atmıyor, ama yakın plandan büyük bir ilgiyle izliyor. Ama asıl merak konusu silgim. Onu mutlaka aşırıyor ve ben silgi aramaktan deliriyorum. En sonunda masanın kenarına bir çivi çaktım ve silgiyi masaya bağladım. Çok bozuldu. Bir keresinde de kanepeyi çekmemiz gerekti. Halının altında bir tümsek bulduk. Kalemler, silgiler.. tüm ganimeti ortaya çıktı. İfadesi çok komikti, ‘bunca yıllık emeğim yok oldu’ der gibiydi.
|
Aranızdaki ilişki nasıl gelişti? İlişkinin başını hatırlamam çok zor. Onu bahçede durduğu günlerde gördüm ve bütün diğerleri gibi ona da aynı ilgiyi göstermeye başladım ama yüzüme bakışı farklıydı. Çok oyuncuydu. Belki de beni gözüne kestirmişti. Daha yakın ve sıcak davranıyordu bu bir gerçek. O kadar doğumdan sonra çok bakımsızlaşmıştı. Pusika da yine hamileydi ve çok bitkindi. O şartlarda doğurması ve hayatta kalması imkansızdı.
Kedileriniz hep sokaktan mı geldi size? Ben hiçbir kediyi güzel diye alamadım, bana ihtiyacı var diye aldım. Hep sokaktan aldım çünkü cins hayvan alınmasından hoşlanmıyorum. Onlar da güzel hayvanlar, itirazım yok ama sokakta bakıma muhtaç bu kadar hayvan varken ben cins hayvan tercih etmem. Bu köpekleri için de geçerli. İhtiyacı olan tüm hayvanlara elimden geleni yapmaya çalışıyorum, sokaktan topluyorum. Sokaktaki hayvanı kurtarmak daha kalıcı ve köklü bir sevgiyi getiriyor, ben buna inanıyorum. Vitrinde beğenip almak başka birşey. Yine bir beğeni var ama öbüründe daha sağlıklı bir ilişki kuruluyor. Hayvanın size duyduğu bağlılık başka oluyor.
Geçen sene bir sokak köpeğini ameliyat ettirdim ve evimde baktım. Kedilerle üstüste, sarmaş dolaş yattı. Hayvanlar arasında bir düşmanlık yok zaten. Onu insanlar yapıyor. O kadar sıcaktı ki ilişkileri, aynı kaptan yemek yerlerdi, soğuk havalarda birbirlerinin ısıtırlardı.
Evdeki sayı en fazla kaça çıktı? 3’e kadar çıktı ve zorlandık açıkçası. 2de tutmaya çalıştım. Mesela ablamda 7 kedi var ve çok apartmanda zor bir iş. Devamlı ev arıyor, taşınıyor.
Apartmandan şikayetle karşılaştınız mı? Bizim apartmanda evin içine kimse birşey demiyor ama alt kattaki camları kirletiyolar diye yakınmalar var. Herkesle iyi bir ilişkim olduğu için göz yumuyorlar. Çünkü kavga karşılıklı gerilim yaratıyor ve sonunda hayvanlar zarar görüyor. Hepsine, mümkün olduğunca onları da anlamaya çalışarak onlara uyumlu davranmaya çalışarıp idare ediyorum. Hiçbir zaman hayvanları haklarını koruyan bir şey yok. Bir ara yasa tasarısı gündemdeydi ama insan haklarının olmadığı bir ülkede, hayvanlara sıra geleceğini sanmıyorum.
|
Pusika |
| Sahiplendirme yapabiliyor musunuz? Çok zor oluyor. Çok emekli birşey oluyor. Herhangi birine pat diye veremiyorsunuz. Vereceğim kişiyi biraz tanıyor olmam lazım. Evdeki herkesin özellikle de evin annesinin kedi istemesi önemli. Gençlerde, çocuklarda en büyük sorun, annenin kediyi istememesi. Bazı annlerde temzilik ön plana çıkıyor, evin düzeni bozulmasın istiyorlar. Bence çocuklar için çok önemli birşeyi ikinci plana atıyorlar. Baştan hayır diyorlar. Babalar sevmese bile, annenin sevmesi, çocukla işbirliği babayı da yumuşatıyor.
Kediler sahiplerine bağlıdır... Köpekler sahiplerine bağlıdır, kediler evlerine bağlıdır lafına inanmıyorum. Kedi sahibine çok bağlı. Yaşadığı mekana da bağlı, o da artısı. Ama kendi kedimden biliyorum, evin içinde ben nerdeysem o da orada. Ola ki 1-2 günlüğüne seyehate gideceğim, çantamı çıkardığım zaman yüzü değişiyor. Evde ona bakacak birileri daima oluyor ama bana düşkünlüğü bambaşka. En azından geçen akşam birşey oldu ve çok güldüm: masanın üzerinde yatıyordu, ben de masanın yanında tv var onun yanındaki koltukta oturuyorum. Tv seyrediyordum. Yüzü bana dönük oturuyordu. Ben tv deki program bitince çalışma masama geçtim, hemen pozisyonunu değştirdi, yine yüzü bana dönük oturdu. Gözü mutlaka benim üzerimde bu bence bir bağlılık.
|
Grişka |
| Kedilere nankör denmesine de kızıyorum çünkü bu çok yüzeysel, hemen akla gelen bir değerlendirme. Bunu söyleyenler de çok bilerek konuşmuyorlar belli. Sadece böyle duymuşlar, o sevgiyi de yaşamamışlar, hemen nankördür diye sıradan bir laf gibi sarfediyorlar. Yoksa tanısalar, asla kedilerin nankör olmadığını görecekler.
Kediler sizce eğitilebilir mi? Zeki hayvanlar. İstedikleri konularda eğitilebilirler. Bir kediye istemediği birşeyi yaptıramazsınız. Genellike kediler insana istediklerini yaptırtıyor. Benimkiler çok uysal hayvanlar. Kara bir kedim vardı, Topaz. Topaz, süt içmeyi çok severdi ama bir gün koyduğum süt acaba fazla mı sıcak diye düşündüm ve başını uzatıp tam içmeye başlayacakken onu tuttum, parmağımı süte batırarak sıcaklığına baktım. Topaz hayretle yüzüme baktı ve aynı benim parmağımla yaptığım gibi patisini kaşık gibi süte sokarak içmeye başladı. Yine parmağımı süte soktum, yine aynı şeyi yaptı. Ve ondan sonra yaşadığı süre boyunca-ki 10 sene yaşadı- hiç diliyle içmedi sütü. Hep patisiyle. Bu tamamen onun isteğiyle oldu yoksa ben sütü böyle içsin diye yalvarsam yakarsam yine de yapmazdı.
Mutfakta biryere çıkmaması konusunda eğittim. Asla dayakla falan değil, “hayır kızım” diyip onu oradan indirierek. Ama eğitemediğim konuların başında koltuğu tırmaklaması geliyor. Her türlü tırmalama oyuncağı aldım ama önüne geçemedim. Ne yapayım, tırmıklı bir koltuğum var.
Kediyi birkaç kelimeyle tanımlamanız gerekse hangi sıfatlarla tanımlarsınız? En önemlisi zeki. Hassas, duygusal, iletişimi güçlü, karizmatik, dekoratif, başına buyrukluk... Seksapellikleri de var.
24.06.2003
|