|
Gazeteci Yazgülü Aldoğan ve köşe yazarı Lokum Hanım ile güzel bir Pazar günü Galata’daki evlerinde buluştuk. Yazgülü Aldoğan’ı Posta Gazetesindeki köşesinden, Lokum’u da köşesinde yer verdiği hayvan haberlerinden tanıyorsunuz. Konuşankedi, hayvan dostu gazeteci yazar Yazgülü Aldoğan ve Türk basınının ilk kedi yazarı sağır sultan Lokum Hanım ile mırrlaştı.
Lokum Hanım ailenize nasıl katıldı? Lokum’dan önce muhabbet kuşlarım, papağanım ve kısa süreli bir köpeğim oldu. Kuşlar çok hassas hayvanlar, hastalandıkları zaman yaşama şansları neredeyse hiç olmuyor. Senelerce muhabbet kuşu besledikten sonra bir papağanım oldu. Evde bize küstüğü için onu da tatile götürdük. Orada da talihsiz bir kaza oldu, onu bir kedinin ağzından aldık. Zavallım, kedinin paralamasına fırsat vermeden korkudan gitti. Papağandan sonra kısa süreliğine bir collie köpeğimiz oldu. Eşimin Rusya’dan gelen bir arkadaşı getirmiş. Bahçesiz ve balkonsuz bir evde nasıl yaşayacak bu hayvan diye düşünürken, oğlum Deniz’e gelen bakıcı, köpeği çalarak kayıplara karıştı. Daha sonra da Lokum girdi hayatımıza.
Anadolu Hisarı'nda kedi seven bir tanıdığımız var. Beyaz kedi hastasıdır. Evinde daima 7-8 beyaz kedi bulunur. Bir ankara ile van çiftleşmiş ve 6 bebekleri olmuş. Bir gün onları bir sepete doldurup gazeteye getirdi. Aman Allahım, bembeyaz, mavi gözlü, bir lokmalık kediler. Ben de o sıralar bir kedi edinmek istiyordum ama nasıl seçeceğimi bilmiyordum. Sonra dedim ki, gözlerine bakayım, elektriğimiz hangisiyle uyuşuyorsa onu alırım. Lokum’la bakıştık ve o günden beri 7 sene oldu, beraberiz.
|
Sağır bir kediyle yaşamanın ne gibi zorlukları var? Sağır olduğu için diğer kedilerin tepki göstereceği pek çok şeye ifadesiz kalıyorlar. "Hayır! Dur!" ya da "Ah!" gibi sesleri algılayamıyorlar, bu yüzden diğer kediler kadar bile evin bazı kurallarını öğrenme şansları olmuyor. Kedileri normalde sesle evcilleştirilebiliyor, onlarla iletişim kurabiliyorsunuz. Sağır kedide o iletişimi kuramıyorsunuz. Onun için daha huysuz oluyor. Dolayısıyla daha az, hatta hiç manipule edilemeyen bir kedi oluyor. Lokum, çok başına buyruk, tamamen canı ne istiyorsa öyle yaşıyor, tüm kuralları o koyuyor ve biz uyuyoruz. Bu nedenle çok zor bir kedi olduğunu söyleyebilirim. Sabır ve özveri gerektiriyor. Ama ilginç olan neyin ses çıkardığını biliyor. Dikkat çekmek istediği zaman piyanonun üzerinde yürüyor mesela. Lokum: Ne, ne dedinnnn? (Kulağını kaşıyarak)
Bir hayvan sahiplenmek büyük sorumluluk... Ben zevk için hayvan besleyeyim diyenlere çok kızıyorum. Bu, evlenmek kadar, çocuk doğurmaya karar vermek kadar ciddi bir iş. Çok büyük bir sorumluluk. Kocadan ayrılabilirsin ama hayvanı sokağa atamazsın. Ve ben bu yüzden eşimle çok kavga ettim. Çünkü o bütün erkekler gibi bir süre sonra sıkıldı. Her yer tüy oldu, koltukları yiyor diye şikayet etmeye başladı. N’apalım peki, adaya mı götürüp bırakalım! Allah korusun çocuğun esrarkeş olsa gidip adaya mı bırakacaksın! 7 yıldır onunla birlikte yaşıyorum. Ne kadar huysuz olursa olsun o bu evde yaşayacak.
Lokum ailenin bir parçası ne de olsa... Okulda oğlum Deniz’e aile ferdlerinizin resimlerini yapın demişler. Deniz de bir çöp adam ile bir çöp kadın yapmış ve yanına güzel bir kedi çizip altında ‘sister’ (kızkardeşim) yazmış.
|
Lokum kısırlaştırıldı mı? 3. kez anne olduktan sonra kısırlaştırdık. Hem ona hem bize yazık... Lokum: İlk 8 aylıkken azdım. Ne yapacaklarını şaşırdılar, damat aradılar bana. Beyaz bir iran geldi ve ilk balayımıza çıktık. Bol tüylü, bembeyaz, maviş gözlü 4 yavrum oldu, ikisini İzmir’e gönderik. Sonra bir Ankara gezimizde azdım. Yazgülü annem başka bir iranlı getirdi ama hiç gözüm tutmadı onu. Ama iranlı oğlan bana fena halde aşık oldu, ağlayıp sızlayıp durdu. Sonra ince aramalar sonucu bir Van erkeği buldular bana. Balayımız harika geçti ve aşkımızın 4 meyvesi oldu. 3. kez anne olduktan sonra beni kısırlaştırdılar. Ben de rahat ettim doğrusu...
Lokum, gazeteci olmaya nasıl karar verdi? Kendi köşemde tiyatro, sinema, kültür köşesi derken baktım bunun ucu bucağı yok. Kendimi kısıtlamayayım, ne çıkarsa onun köşesi olsun dedim. O bana rahatlık sağladı. Ne istiyorsam yazabilmeye başladım. Hayvanlarla ilgili birşeyler yazmak isteyince, bunu Lokum yazsın bari, onu da özel bir kişiliği olsun diye düşündüm. Ondan sonra Lokum’un ağzından yazmaya başladım. İlk başta hayvanlarla ilgili ciddi şeyler yazıyordum. İnsanlar hayvan haberlerini çok seviyorlar. Bunu çok eskiden beri farkındayım ve kendi yaptığım her yayına hayvanlarla ilgili birşeyler koyarım. Ama çok da ciddi şeylerden hoşlanmıyorlar. Onun için Lokum’a ikinci bir kişilik verdim; Lokum benimle kavga ediyor, beni kıskanıyor. Aramızda çekişmeler var, çünkü insanlar polemik de çok seviyorlar. Son olarak Pazar günleri yayınlanmak üzere kendime bir karikatür çizdirmiştim, Lokum kıskanınca hemen ona da bir tane çizdirdik. Lokum: Buna kıskanıyor denmez, eşit şartlar istiyor denir. (Söylenerek koltuktan iner, içeri doğru ağır aksak yürür)
Lokum, içeri gitmişken; Lokumun diğer kedilerle arası nasıl? Ona arkadaş getirmeyi hiç düşündünüz mü? Sokakta beyaz yavru bir van kedisi bulmuştum. Evden kaçmış ya da atılmış belli, temiz ve laftan anlayan bir kediydi. Gel dedik eve geldi, Lokum’un mamalarını yedi, kimseyi rahatsız etmeden bir kenarda uyudu. Oyuncak gibi bir kediydi, yıkadık, hiç sesini çıkarmadı. Lokum, bu durumdan, evdeki saltanatını yitireceğini sanarak hiç hoşlanmadı. Her fırsatta kediyi korkutmak için tısladı, az kalsın onu öldürecekti. Misafir kedimiz, 1-2 gün sonra gücünü toplayınca, kapı önüne gidip kapıyı aç dercesine miyavladı. Kapıyı açınca da çıktı gitti. Yüreğim parçalandı. Beni istemiyorlar diye gitti. Sonra onu devamlı sokakta gördüm. Nihayet sonra ona da bir ev bulduk.
|
Lokum’un insanlarla arası nasıl? Pek sıcak sayılmaz. Şöminenin üstüne annemin fotoğrafı duruyor-du. –du diyorum çünkü artık yok. O fotografın orada durmasına izin vermedi. Çünkü annemle arası iyi değildi. Annem eve bizden erken gelirdi. Onu görür görmez patisiyle fotoğrafı yere atıyor, sonra da bir güzel patisiyle üstüne pat pat diye vurup üstünde tepiniyormuş. Bunu kime anlatsam inanmaz. Annem işe telefon açıp "Kızım, bu kedi resmimi yine yere attı, üzerinde tepiniyor!" derdi ağlamaklı bir ses tonuyla.
Peki hiç barışmadılar mı? Lokum’un hamile olduğu bir dönemde annem eve gelmiş. Lokum, sancıdan kıvranıyormuş. Annem dayanamamış ve karnını, başını okşamış. O günden sonra barıştılar.
Siz mesleğiniz gereği devamlı seyehat halindesiniz. Yokluğunuza alışabiliyor mu? Seyahat etmememden hiç hoşlanmıyor. Ne zaman bir valiz hazırlıyorum, evin içinde gider gelir, valizin içine girer çiş yapar... Ben evden çıkarken benden önce koşar, kapıda bekler. Arabaya binip giderken küçücük kafasını pencereden bana bakarken görürüm, içim cızz eder.
|
Pako ve Lokum ilk gazeteci hayvanlarımız. Neden sayıları çoğalmıyor? Pako, ilk köpek yazarımız, Lokum da ilk kedi. Ben böyle birşey yapmaya başladığımda kedi-köpek yazarı diye dalga geçmişlerdi. Bekir Coşkun, Pako’yu yazıyor ve bence şu anda Türk basınının en felsefi yazılarını yazan kişidir. Küçücük bir ironik cümlede herkesin 2 sayfa yazdığı eleştiriyi özetler. Doğaya ve hayvanlara karşı da çok duyarlıdır.
Gazetelerdeki pet köşelerinin çoğalmasına nasıl bakıyorsunuz? Çoğunlukla onlar ‘ev arıyorum’, ‘eş arıyorum’ şeklinde... Bir tür seri ilanlar sayfası gibi. Çok başka bir içeriği yok. Bu da lazım tabi ama sadece bu gazetelerde köşe kaplayacak kadar özel bir durum değil. Herkesin evinde 3 –5 kedi var, ya da kedisine ev arıyor.. Ben de bir keresinde ‘ev arıyorum’ diye yazdım ama o olay içime oturmuştu. Bir gün kapı çaldı, mahallenin delikanlılarından biri geldi. ‘İleride yaşlı bir amca vardı, öldü, kedisi sahipsiz kaldı’ dedi. Genellikle yaşlı insanlar hayvan besliyor ve onlar ölünce hayvanlar tamamen terkedilmiş oluyorlar. Öyle yetişkin kediyi, köpeği de kimse istemiyor. El bebek gül bebek yaşayan hayvan birden kapı dışarı ediliyor. Bizim mahallede de her mahallede olduğu gibi çok kedisever bir bayan vardır, bahçesinde hep sahipsiz kedileri besler. Hemen ona teslim ettik kediyi. Ben gazetede bunu acıklı bir şekilde yazdım ve çok insan bu kediye bakmak istediğini söyledi. O sırada mahalleden birileri sahiplenmiş zaten kediyi.
|
Mesleğiniz gereği birçok ülkeyi gördünüz. Aklınıza ilk anda gelen en ilginç anınız nedir? Yurtdışında sokaklarda ne kedi ne köpek görebilirsiniz. Sokaklarda hayvan yoktur. Brezilya’ya gittiğimde Rio’da Sheraton Otel’de kalıyordum. Orada koca otelin bahçesinde yaşayan minik maymunlar ve kediler vardı. Bu 8 kedi için bir ‘Cat cafe’ yapmışlar. Bahçede 4 tarafı açık bir kafe. Mama kaplarında, kuru mama, ton balığı, yaş mama var. Kediler otelde dolaşıyorlar, yemek zamanı kafeye gelip karınlarını doyuruyorlar. Böyle büyük bir otelin bunu yapması çok hoşuma gitmişti.
Dışarıda ev arayan sayısız kedi varken tercihini sadece cins kediden kullananlara nasıl bakıyosunuz? Aslında bu dediğin gibi bir tercih meselesi. Çok kızamıyorum. Ben bütün kedileri severim, ama ne yalan söyleyeyim, şöyle yumuk yumuk şampanya renkli bir İran kedim de olsun isterim. Herkes kendine yakın hissettiği kedileri sever.
Lokum’a ve Yazgülü Aldoğan’a çok teşekkür ederim. 16.06.2003
|