Şişli Belediyesi'nin bu yıl 2.sini düzenlediği "Doğaya ve Hayvana Saygı" Yürüyüşü, hayvanseverlerin ve petlerinin katılımıyla çok renkli geçti. Şişli Camii - Taksim Demokrasi Parkı arasında yapılan yürüyüşü Havhav.comeditörü Esrin Keşci anlatıyor.
Geçtiğimiz Pazar Şişli Belediyesi'nin Dünya Çevre Haftası etkinlikleri dahilinde düzenlediği, geleneksel hale gelen ‘‘Doğaya ve Hayvanlara Saygı Yürüyüşü’’ vardı. Bu sebeple sitemizin üyesi Caner Çelik, Caner'in sevgili kızı Karen ve Caner'in annesi ile sohbet ede ede Mecidiyeköy'den Şişli Camiine doğru yürüdük. "Acaba katılım nasıl olur, yoksa yürüyüş başladı mı?" derken önce turuncu tulumlu, belediyenin temizlik işçileri ile karşılaştık. "Ah ne güzel. Biz geçip giderken kimse arkamızdan etrafı batırdılar diye söylenemeyecek" deyip sevindim. Ne kadar kalabalık olduğunu bulunduğumuz yerden anlamak mümkün değildi, çünkü ben kısacığım ve önümde uzun uzun insanlar yüzünden ilerisi görünmüyordu. Bunun üzerine Caner'den ayrılıp elimde fotoğraf makinesi ilerleyip resim çekmeye karar verdim. İlk önce her bir direğe asılmış poşetleri farkettim. Kadının biri ufak ufak poşetleri aşırıyor, yanındaki kadına da "Tüm direklere asmışlar kız, sende topla satarız" diyordu. Bunların yürüyüşle bir alakası olmadığı kesin :) Ben bir şey söylemeden bir temizlik işçisi kadınları uyarıp, uzaklaştırdı. Yürü yürü bir türlü grubun başına gelemedim. Yürüdükçe sitemizin üyelerinden bazılarıyla karşılaşıp merhabalaştık. Arkadaş, ahbap, dost ortamı ne güzel, pek bir mutlu oldum. Bölgedeki okullardan öğrenciler, çeşitli derneklerin üyeleri, pek çok hayvansever ve onların biricik dostları; köpekler, kediler, develer, atlar, midilliler, eşek, kuzu,... katılım yoğundu. Pek çok elde doğa ve hayvan sevgisinin ifade edildiği pankartlar vardı.
Yürüyüş Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün güvercin uçurmasıyla başlamış, ben o esnada hala kortejin baş tarafına ulaşmaya çabaladığımdan bunu göremedim :) En önde bir minibüs, üzerinde basın mensupları ve elinde mikrofon ile güzel mesajlar veren bir adam vardı. Ayrıca minibüsten sürekli Sertab Erener'in ‘‘Every Way That I Can’’ şarkısı yayınlandı. Ayağımdaki ayakkabılar yürüyüş hiç uygun değildi ve hava son derece sıcak olduğundan yolun yarısında sızlanmaya başladım. Bu konuda yalnız değildim. Kimi köpekler yorulmuş sahiplerin kucağında devam ediyor, kimi köpeklerde yola içmeleri için yerleştirilmiş su kovaların başında serinlemeye çalışıyorlardı. Caner'in kızı Karen ise gördüğü her su kovasının içine girip oturmaya çabalıyordu. Yolun sağında solunda insanlar dizilmiş, bazıları balkon ve pencerelerde bize el sallıyorlardı. Hatta bize çiçek atanlar bile vardı :)
Yaklaşık bir saat sonra Demokrasi Parkına girdik. Çeşitli mama firmalarının standları karşıladı bizleri. Bu arda üç Golden Retriever'ın artık dayanacak gücü kalmamış, hiçbir şey umurlarında değil; derhal parkın ortasındaki havuzun başına yerleştiler. Bunlardan biri de Karen'di. Onu tutmak ne mümkün, kendini suyun içine bırakıverdi. Bunu gören birkaç köpek daha soluğu suda aldı :) Sonra ortalıkta tatlı bir curcuna, gölgeye oturanlar, standların başına toplananlar, tanışıp muhabbet edenler, köpeklerin peşinde oradan oraya koşturanlar, ...
Bir ara uzaktan Prof. Dr. Hüseyin Hatemi'yi gördüm, kalabalıktan yanına gitmek kısmet olmadı. Ertesi gün gazetelerden Prof. Dr. Orhan Kural'ın da orada olduğunu öğrendim. Etkinliğin sonunda Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül bir konuşma yapıp herkesi doğada yaşayan canlılara sahip çıkmaya çağırdı. Zaten bizim isteğimiz ve çabamız da bu yönde. Hayvan hakları yasa tasarısına dikkati çekip, "yasa tasarısının takipçisi olacağım" dedi. Güzeldi, hoştu, yürüdük. Peki sonuçta ne oldu, bu yürüyüşten hayvanseverlerin ve hayvanların kazancı var mı? Sadece hayvanlarımız ve söz konusu yasa tasarısı bir kez daha gündeme gelmiş oldu. Gönül gündemden hiç düşmemesini istiyor. Ta ki, tasarı dostlarımız için en iyi şeklini alana kadar.
Önümüzdeki yıl daha da kalabalık, daha da coşkulu ve dostlarımızın kazançlı çıkacağı bir yürüyüşte buluşmak dileğiyle...